Month: July 2014

Blogger Olmak (Tavuğunuza Kışt Mı Dedik?)

Sirf kendilerine google aramasinda bile reklam olmamak adina adini anmayacagim bir gida firmasi gectigimiz haftalarda anne bloggerlari firmaya cagirip, alenen bir  reklam kampanyasinda kullandiginda basladi her sey. Bulusmayi ayarlayan ise momosphere’di. Daha yazinin basinda kendilerini tebrik etmek isterim cunku parayi veren dudugu calar zihniyetini cok iyi benimsemis olmalilar ki, daha once esi benzeri duyulmamis bir ucret, gida firmasina gelen annelere odendi. (Yerin kulagi degil, bizzat katilan annelerden ogrendik zira aralarinda cok sevdigim arkadaslarim var) Ve endustriyel tavuk oylesine guzel anlatildi ki anne bloglarinda, simdiye dek duydugumuz tum sehir efsaneleri yikildi, kosarak o tavuktan almaya gittik, filan.    Bloggerlarin para ile yazmasinda en ufak sikinti yok bence, zira bloggerlik artik hediye urun, tanitim ve direkt odeme ile guzel ekmek yenen bir mecraya donustu. Bu konuda idealist takilip, “bes kurus almadan begendigim urunun reklamini da yaparim, istedigimi de yazarim” demek duz mallik olmaya basladi. Ama bu ekmek kapisini kullanirken, yazilari icin odeme alan blogger’in dikkat etmesi gereken birkac unsur var bence:   1. O ovdugun, yerlere goklere sigdiramadigin urunu, hakikaten binlerce anneye tavsiye edecek kadar begendin mi? …

Duyar Skalası

Aronofsky‘yi sevmedigim halde, bir sekilde tum filmlerini izledim. Bence Aronofsky, Cagan Irmak’in Hollywood gormus halidir ve tek yaptigi, son derece temel insani gercekleri ya da konulari, asiri duygusallikla susleyip iyi oyuncularla destekleyerek sanki ilk kez farkina variyormusuz gibi biz insanlara yedirmektir. Ve bunu yaparken, eger fiminde isledigi konuya hakimseniz, aslinda ne kadar kirk yillik, ne kadar basit ve bilinen bir olguyu nasil da abarttigini ve carpittigini dusunup filmi izlerken patetik kahkahalar esliginde, sinirden saclarinizi falan yolarsiniz. Kendisi tam bir mini cakaldir ve sevmedigim olayi da budur. Sen kimsin Kabala hakkinda film yapiyosun pezevenk. Neyse.  Girizgahin sebebi su, dun gene Aronofsky filmi oldugunu bilmeden oturup 2 saat Noah‘yi izledim. Son sahne bittiginde icimde bi huzursuzluk vardi, biseyler olmamis, film guzel gibi ama aslinda degil, kopukluklarin sebebi, filmin konusunun tamamen muallaklarla bezeli, dini bir mevzu olmasi degil, baska bisey var diye hop oturup hop kalkarken, siyah zemin uzerinde kadim esintili fontla yazilmis “Directed by Darren Aronofsky” yazisini gordum ve ha o yuzden olmamis, olmamis bu film ya, gene olmamis dedim.  Ama filmde bir sahne vardi. Tek bir …