Konu Dışı
comments 36

Blogger Olmak (Tavuğunuza Kışt Mı Dedik?)

Sirf kendilerine google aramasinda bile reklam olmamak adina adini anmayacagim bir gida firmasi gectigimiz haftalarda anne bloggerlari firmaya cagirip, alenen bir  reklam kampanyasinda kullandiginda basladi her sey. Bulusmayi ayarlayan ise momosphere’di. Daha yazinin basinda kendilerini tebrik etmek isterim cunku parayi veren dudugu calar zihniyetini cok iyi benimsemis olmalilar ki, daha once esi benzeri duyulmamis bir ucret, gida firmasina gelen annelere odendi. (Yerin kulagi degil, bizzat katilan annelerden ogrendik zira aralarinda cok sevdigim arkadaslarim var) Ve endustriyel tavuk oylesine guzel anlatildi ki anne bloglarinda, simdiye dek duydugumuz tum sehir efsaneleri yikildi, kosarak o tavuktan almaya gittik, filan. 

 

Bloggerlarin para ile yazmasinda en ufak sikinti yok bence, zira bloggerlik artik hediye urun, tanitim ve direkt odeme ile guzel ekmek yenen bir mecraya donustu. Bu konuda idealist takilip, “bes kurus almadan begendigim urunun reklamini da yaparim, istedigimi de yazarim” demek duz mallik olmaya basladi. Ama bu ekmek kapisini kullanirken, yazilari icin odeme alan blogger’in dikkat etmesi gereken birkac unsur var bence:

 

1. O ovdugun, yerlere goklere sigdiramadigin urunu, hakikaten binlerce anneye tavsiye edecek kadar begendin mi?

2. O ovdugun, yerlere goklere sigdiramadigin urunu, gercekten kullandin mi/denedin mi?

3. O ovdugun, yerlere goklere sigdiramadigin urunu, hangi sifatla tanitiyosun, en azindan bi arastirmasini yaptin mi, yoksa sana gonderilen bultene dayanarak mi, veya karsina dikilen, gida muhendisi bile olmayan, tek derdi kendi markasini duyurmak olan bir insanin zirvalarina dayanarak mi tanitiyosun? 

 

Bu uc sorunun temelinde, benim icin kisiye ozel bir sorumluluk etigi ve elbette usul yatiyor. Usul ve sorumlulugu ayri ayri ele alacagim.

 

Simdi urun diye genelledigimiz ogeyi daraltiyorum ve iki kategoriye indiriyorum. Gida ve kozmetik. Oyle ya, bizler moda bloggeri degiliz, etek, kolye tanitmiyoruz. DIY bloggeri gibi el emegimize rep beklemiyoruz. Daha ciddi biseyler soz konusu olan. Hatta durun size kendimden bir aniyla ornek vereyim, daha anlasilir olsun:


Bundan iki sene once falan, babyganics’in urun tanitimina gitmistim, orda sen sakrak sohbetler, yemeler icmeler falan, klasik anne giybeti, arada organik oldugu soylenen bebek/anne kozmetik urunlerine yakindan bakis derken, tanitim bitip eve geldigimde, bize hediye edilen urunlerden kopuk sampuani begul’de hemen kullandim ve sonuctan memnun kaldim. Tanitimin yazisini yazarken de hizimi alamamisim, sanki babyganics’e gonul borcum varmiscasina sampuani falan oyle ballandira ballandira anlatmisim ki, sizin de tanidiginiz bir arkadasim gidip yazida bahsettigim tum urunleri almis be kardesim. Ama ben bundan su sekilde haberdar oldum ki, sanirim o an hayatimda yerin dibine gectigimi hissettigim anlardan biridir: “Sen cok ovmustun, yazini okuyunca ben de gittim aldim, deterjani gercekten iyiydi. Ama sampuan ogluma alerji yapti.” Evet ya, o muhtesem, bilimin son harikasi kopuk sampuan, sayemde birinin evine girmis ve bebeginde alerjik reaksiyona sebep olmustu. Kendimi sorumlu hissettim ve eve donup ilk is o yaziyi kaldirdim. Daha sonra da urun tanitimina tovbe ettim. Su anda da blogumda bulabileceginiz tek tanitim hipp’e aittir. O yazi da fikirdenk projesi kapsaminda, her fikirdenk projesi kapsaminda oldugu gibi “ister oversin, ister yerin dibine sokarsin” ozgurluguyle, tek bir kalem (zaten severek kullandigim) urun uzerine yazilmis bir yazidir. Ha hatta yazmiyosunuz bile bazen arkadaslar, ben Bioderma bulusmasinda begul’un bir senelik kozmetik ihtiyacini tek seferde kaldirdim ama acikcasi haklarinda tek kelime yazmadim. Cunku fikirdenk’in  boyle bir yaptirimi asla olmadi. Fikirdenk basitce der ki, iyi-kotu herkes deneyimini anlatsin ki, anneler bu deneyimlerden faydalansin. Anlatmak zorunda da degilsiniz. Ama deneyip, bizzat muhatabina elestirin, bu da bir faydadir. Neyse, burada amac Fikirdenk’i ovmek degil -gerekirse overim, ovuyorum da siklikla- daha cok kendi yazdigim bir yazidan ornek vermekti. Fikirdenk adverti kismetse baska yaziya 🙂

 

Turkiye bir sekilde uzmani olmadigin herhangi bir isten para kazanmanin cennetidir. Benim kopek egitmeni oldugumu bilenler vardir sanirim. Bugun Turkiye’de kopek ciftliklerinin sahiplerine baktiginizda, bu insanlarin genelinin backgroundunda sadece kopek sahibi olmak vardir mesela. Ne veteriner, ne egitmenlerdir, ama bir ciftligin 30bin liraya kurulabilecegini ve tek bir kopegin egitiminden ortalama 2500 lira kazanilabilecegini bilip, kopek sevgisinin de yeterli kriter oldugunu dusunup bu ise girisirler. Sonra vasifsiz bir egitmenin eline o ciftligi birakip, banka hesaplarini kontrol ederler, bir de hafta sonlari, ciftliklerinde piknik falan duzenleyip, patronculuk oynarlar. Sonra o tatli Alman Coban donup sizi isirir, temelde yatan sorun, anlamadigin ise girismektedir. Toplum olarak bu ahlaka sahip degiliz. Bu mantigi her seye uyarlayabilirsiniz. Veteriner klinikleri, tatil koyleri/oteller, organik tarim ciftlikleri, kresler, cocuk aktivite kulupleri, akliniza daha bir suru ornek gelir eminim. Mesela sevgili arkadasim Evrim, 3 baska tatli arkadasimizla beraber bir site kurmus. Cocukla Geziyoruz. Bence nefis bir fikir ve onlardan talebim, gittikleri yerlerde bebek sandalyesi var mi, yemeklerde neft yagi mi, findik yagi mi kullaniliyor gibi detaylar disinda, bir de sunu ogrenip yazsinlar: o mekani acan adam neci? Turizm ve agirlama sektoruyle alakasi ne? Ben asil bunlari merak ederim mesela. Cunku onemli bir detaydir. Ve bir ornek daha, sevgili arkadasim Gamze, tam da bugununu meshur Ipek Hanim’in ciftliginde gecirdi. Yazi yazacagini duydugumda aramizda tanıtılan ürünün güvenilir olup olmadığını nereden biliyoruz konusu konuşuldu.

 

Iste sorumluluk ogesi, burada usul ile birlesiyor. Bir blogger olarak, hicbirimiz kendimize soruyor muyuz, binlerce annenin okudugu bloglarimizda, bir seyi overken, yuzeysel miyiz, sadece yazi yazmis/para kazanmis olmak icin mi bir seyler yaziyoruz? Uzerine belgeseller cekilen endustriyel gidalar hakkinda yazi yazacak haddi kendimizde nasil buluyoruz? Bizler birer gida muhendisi miyiz? Hadi degiliz; zaten ben gida muhendisi bir tane anne taniyorum koskoca nette. Peki bir markayi goge cikartmak icin sadece kurumsal iliskiler sorumlusunu dinlemek, ya da tesis gezmek, “ya cok temizdi”, “ya cok gulec insanlardi”, “bizi pasta borekle karsiladilar” demek yetiyor mu? Cunku konunun oznesi olan marka, bir gida markasi ve yediginiz ictiginiz seyin size hastalik olarak donme sureci yaklasik 30-40 sene. Ve bloga yazdiginiz “Sorunsuz GDO” ovgulerine yetecek kadar arastirma, henuz Isvicreli bilim adamlarinca bile yapilmamis. 

 

Usul ve sorumluluk demisken, bu tavuk meselesinde, usenmeden tum blogger arkadaslarimin yazilarini okudum. Davette verilen bilgilerin yanlisligi, baska bir yazinin konusu. Burada zaten firmanin yanlisini degil, benim blogger olmak uzerine fikirlerimi okuyorsunuz. Neyse, ayni bulusmaya giden, ayni anlaticiyi dinleyen farkli arkadaslarin yazilarinda verdikleri bilgilerin farkliliklari soz konusuydu mesela. Organik tavuk yetistirme alanlari 4-6 ve 8 metrekare olabilir, yazilardan bunu anliyoruz. Hangisi dogru belli degil. Peki siz icinizde dogru bilgi vermeye dair en ufak bir sorumluluk hissetmiyor musunuz? Bir tatli arkadasimiz, GDO konusunda ne kadar bilgisiz oldugunu “dunyadaki acliga care olsun diye ortaya cikmis” diye yazarak belirtip, adeta Andromeda Takim Yildizi’ndan az once Dunya’ya indigini bizlere kanitlamis. Yazdigi sey kesinlikle dogru, onda sorun yok; sorun, endustriyel tavuk firmasi hakkinda yazi yazan birinin, yemdeki GDO’lu soyayi ilk kez duyup saf saf bunu yazmasi. Peki guzel kardesim, senin orda ne isin var? Bir diger sorun, bence asil buyuk sorun su; bu adamlarin ciftligindeki allahin tavuklari, nasil ulvi, nasil entelijans varliklarsa, o civ civ oten civcivler nasil secilmis organizmalarsa, tek bir yazida bile “yine de icimde hala hormona, GDO’ya dair bir suphe var, arastirmalar yetersiz oldugundan gonlum rahat degil”e yaklasan bir cumle okumak mumkun bile degil. Herkes sunu soyluyor: “Artik gonul rahatligiyla cocuguma yedirebilirim tavuklari”, “Tavukla ilgili en ufak bir sorunum kalmadi”, “Git Git Gidak?” Tam burada, bu sorumluluk ve usul bilincini asilayan Momosphere’i ayakta alkisliyorum, artik bu nasil bir anlasmaysa, anne bloggerlar tavuk yemezse topugumuza sikacaklar kafasina sokulmus. (Dost aci soyler)

 

Sizi bilmem de, (aslinda bilirim de) -sadece gida ve kozmetik uzerine konusmuyorum su dakika-, bu marka tanitimlari, bu advert isleri, bu reklamlari izlediniz hashtag’leri, beni artik boguyor arkadaslar. Attiginiz adimin bile #tesekkurlerkaldirim diye reklamini yapmanin, blog yazmakla ya da blogger olmakla bir alakasi olmadigina yemin edebilirim. Instagram’da, ajans vasitasiyla gelen her kargoyu, degil urunu deneyip, begenip falan, paketini acmadan paylasmak, kullandiginiz her seyin markasini vermek, adeta canli viral gibi, sizi takip eden binlerce anneye bunlari futursuzca sunmak, bana biraz fazla abarti geliyor. Tekrar altini ciziyorum, ben ne kazanilan paralardayim, ne uye olunan firmalarda ya da ajanslarayim. Ustelik, herkesin iyi niyetine cok inaniyorum. Ama kendi adima, artik bloggerlarin buyuk cogunlugunda samimiyetten eser bulamiyorum. 

Blogger olmakla, satilik kalem olmayi karistirdigimiz noktada, maalesef su guzel ortam bozuluyor. Soyleyeceklerim bu kadar.

 

Görsel: practicalmom

36 Comments

  1. Oh yaaa. Su anda o adini anmak istemedigin firmanin urunlerini hashtag altinda tanitan belki 4 kisi var IGde. Ayni anda. Artik firmalar bizi mi aptal saniyor kendileri mi cok iddiali da bu yintemi kullaniyorlar bilmiyorum.

  2. Anonymous says

    cok guzel ve her zamanki gibi lafi donup dolastirmadan yazmissiniz fulden, dev begendim. blogger degilim, ama is basa dusunce deli gibi okurum yerli yabanci nerde ne yazilmis diye (ozellikle de 2 yasindaki oglumla ilgili konularda). ustteki gibi sorular yuzunden kafamin daha da karistigi ya da bir yaziyi okumayi biraktigim cok olmustur. ustelik gordugum kadariyla blogger annelere “sevecen” yazilar yazdirmak giderek daha da makbul bir tanitim aracina donusuyor sirketler acisindan, ne fena ne fena…

  3. çok çok güzel bir yazı olmuş. blogerana dunyasıyla yaklaşık bir yıldır tanışıyorum. oydu buydu derlen bir çok kişiyi takibe aldım. bundan 3-4 ay önce blogeranaların, ısrarcı pazarlamacılar gibi sosyal medyanın çeştli alanlarından ellerinde deterjan kutusuyla fırlamalarıyla illallah edip blog/reklam/etik üzerine kendi çapımda protestolara başlamıştım. tam da hissedip ama anlatamadıklarımı dillendirmişsiniz. elinize saglık

  4. On numara beş yıldız, bayıldım yazıya. Eline sağlık. Daha sık yaz hep yaz…

  5. Blog yazıyorum; sırf sevdiğim için. Gerçekten. Yazmak bana iyi geliyor diye. Geçmişe dönüp okumayı çok seviyorum.
    Yazdıkların şaşırtıcı ya da ben hala insanların para için bu tip embesillikler yapmayacağını düşünecek kadar safım. İpek hanımdan ilk kez ürün aldım, bugün gelecek, GDO yok diyorsa doğrudur diye düşünüyorum. Düşünmemeli miyim?

  6. Merhaba. Benim gordugum kadariyla hemen herkes, sevdiginden, anlatacak bir seyleri oldugundan, iki kelimeyi iyi-kotu bir araya getirebildiginden dolayi blog yaziyor. Takipci hastasi, populerlik duskunu insanlar da vardir mutlaka ama onu yargilamak ya da kimin neyi ne icin yazdigini belirlemek kimseye dusmez. Ben dedigim gibi, para kazanmaya karsi degilim, sadece genel anlMda bir sorumsuzluk ve usulsuzluk goruyorum, bunu dile getirdim. Ipek Hanim'a gelince, kendisinin ciftligi, yumurta ve sut haricinde benim ulkede EN guvenerek alis veris yaptigim mecra. Pirinc ve misiri baska hicbir yerden almam. Gdo'suz diyor, guveniyorum. Ama artik bir sorumluluk hissettigimden “kosun pinar'dan alin” diyemiyorum. Gida analiz laboratuvarlari var, bir ucret karsiliginsa, irincten ornek verip analiz sonucunu alirsiniz. Bu kadar basit. Yani her secim size kalmis.
    Sevgiler.

  7. bir de bir yoğurt firmasının reklamları yapılmıştı..ev yoğurduna gerek yok gibi görünüyordu reklamlarda..ben başlarda yoğurdu tutturamamıştım bi türlü..oğlumun doktoruna ne yapayım bebek yoğurtlarından mı alsam diye sorduğumda sakın ha demişti..”kendin yapamıyorsan dışardan alma hiç yoğurt yemesin daha iyi!” demişti..hele ki tavukların adı bu kadar çıkmışken ben nası güveneyim üç beş kuruş para alarak reklam yapanlara da o tavuğu çocuğuma yedireyim ya?!

  8. merhaba
    acikcasi Eker tanitiminda bir sorun gormemistim, cunku eker tanitiminda analizler, testler falan yapilmisti ve bu benim cok hosuma gitmisti. bu tavuk isinde olayin bokunun cikma sebebi, yazida da bahsettigim gibi, sacma sapan bilgiler verilmesi ve anneler tarafindan hic sorgulanmadan bunlarin yazilmasi. ayrica ev yogurdu hakkinda doktorunuz gibi dusunmuyorum 🙂 ben kizima normal marketten alinan yogurdu yediriyorum. cunku endustriyel sut ve sut urunleri konusundaki bilgim, bloglarda okuyup ogrenmemi gerektirmeyecek kadar yeterli. bu konuda da bir yazi hazirliyorum 🙂
    sevgiler.

  9. eline ağzına sağlık fulden. ” Bu konuda idealist takilip, “bes kurus almadan begendigim urunun reklamini da yaparim, istedigimi de yazarim” demek duz mallik olmaya basladi. ” demişsin ya. 6,6 yıldır blog yazıyorum. para karşılığı yazdıgım yazı sayısı 1. (yazıyla: bir) O da inanmadıgım bir ürün değildi zaten. Gayet başarılı buldugum bir vegan e-ticaret sitesiydi.
    İmza: malın onde gideni….
    İsteyen parayla yazsın isteyen ahlakçı takılıp yazmasın ama anne bloglarının sorumlulugu var. Olmalı yani… Bir sürü kafası karışmış anneye yol gösteriyoruz/bize gösteriyorlar. Yazılan her satırın kıymeti var. Marka tanıtım yazıları tam da bu yüzden maximum ozen gerektiriyor

  10. Ya biri bana az once “hulya'ya laf cakmissin” dedi ama benim o kismi yazarken aklima gelen isim sen degildin, yukarida da yorumu bulunan ozge ve kendimdim :)) o kismi da aciga kavusturayim. Cunku biz daha bir iki hafta once ozgeyle parasiz tanitim hakkinda konusmustuk. Ikimizin begendigi ortak markalar hakkinda.

  11. Yoğurt konusunda Prof.Dr.Ahmet Aydın ve Dr. Yavuz Dizdar'ın söylediklerine katılıyorum. Ev yoğurdunun daha iyi olduğunu düşünüyorum. Onların dediğine göre güvenilir açık süt bulamıyorsanız, günlük süt kullanabilirsiniz.
    Konu ile ilgili sizin bildiklerinizi okumayı da isterim. 🙂
    Sevgiler.
    Beste Ünsal Pınar

  12. Sizi uzmeyi hic istemem ama ahmet aydin ve yavuz dizdar (birkac isim daha var) benim kaale almadigim proflar listesinin en basindalar.

  13. Haa haa okuyunca anladım ben olduğumu zaten :)) Mallıksa mallık, aynen devam boşver :))

    Bu arada Eker tanıtım kitleri bana da geldi, ben dörtlü pratik paketi beğendiğimi yazdım sadece twitterda ama evde yapmayın bu daha iyi diyecek kadar konuya hakim değilim, o cürreti gösteremedim yani. Üstelik de neye inanacağımı da şaşırmış durumdayım. Bunla ilgili bir yazı yaz nolur. Ben Gökçe'ye açık süt alıp evde mayalıyorum. Doktorumuz da hazır yoğurda karşı. Yine de içimde bir şüphe, kafamda sorular var.

  14. Bu konuda yazıp tek kuruş para almamış kişi olarak ben de cevap vereyim. Yazdığım yazıya o kadar çok yavuzbey diyen yorum geldi ki marka kendisini fabrikaya davet etti. Eğer Sufi hastalanmasaydı ben de gidecektim gidemedim. Sonradan öğrendiğim kadarıyla kendisi ilk defa bir yoğurt fabrikası görmüş ve çok beğenmişti. Söylemek istediğim yoğurt bu işte diyerek oradan ayrılmıştı. Çünkü doğru ğretilen bir yoğurdun ekşimemesi mümkün değil. O yüzden merdiven altı tabir edilen yoğurtlarla üzerine ailesinin ismini koyup bunu kaliteli bir marka haline getirebilmişleri ayrı kefelere koymak lazım.

  15. Özge says

    Şahane bir yazı. Anneyim, blogger değilim. Sırf bu reklam yazıları yüzünden, öncesinde severek takip ettiğim ve fakat artık okumadığım çok blog var, çünkü tam da bahsettiğin gibi samimi bulmuyorum.

    Araştırıp soruşturmadan uygulayan annede de suç var belki, ama işte anahtar nokta samimiyet. Yeri gelince gayet özel anların/durumların paylaşıldığı blog dünyası ticari gelmiyor insanlara, yazan zaten arkadaşına anlatır gibi yazıyor. Kötü niyet yoktur, ondan ben de eminim ama işin arkasında para olacağı, içeriklerin, anahtar kelimelerin gönderilip aynen yayınlanacağı da ilk etapta akla gelmiyor(du).

    Ayıp ya da yanlış bulmuyorum para ile yazmayı. Para için herşeyi yazmayı öyle buluyorum ama, hangisi gerçek görüş hangisi reklam yazısı ayırt edemez oluyorsun, o noktada zaten takibi bırakıyorsun.

    Birşey popüler olur, bir dönem illaki b.ku çıkar sonra da normalleşir ya, o işin iyisini kötüsünü ayırt edersin… Blogger'lık da öyle bir dönemde belki.

  16. Yaziyi yazmadan hemen burada soylerim, beklemeyin. Bu iki isim hicbir sekilde bilimsel gercekleri kaale almayan isimler. Ikisi de kitap satmanin yolunun paranoyak annelerden gectigini iyi bilip bununla geciniyor. Anlattiklari seylerin cogunun asli astari yok.

  17. Devletsah, merhaba. Seni blogumda gormek ne guzel 🙂
    Aslina bakarsan, parayla yazsaydin da gelip konusma hakkin her zaman icin vardir. Altini cizmekten bikmiyorum, mesele kazanilan para degil, sorumluluk ve usul.

  18. Ben çok sessiz ve iyi takipçiyimdir. Hatta bir de maillerle paylaşırım sevdiklerimle yazıları aşı yazısı mesela bunlardan birisi…
    Ben her zaman açıklıktan yanayım. Para aldığım yazı ile almadığımın ayırt edilmesini isterim. Herhalde kocaman logolarıyla ayırt ediliyorlardır diye düşünüyorum.
    Kullanmadığım ve kullanmayacağım ürünü de yazmam. Gece yatınca rahat uyuyabilmenin sırrı olarak görüyorum. Bu konuda obsesyon derecesinde takıntılıyım. Çocuğuma yedirmediğim şeyi Afrikada hiç tanımadığım çocuğa da yedirmem. Alıp sevinsin diye vermem. Anası babası alıyorsa alsın ben kendi elimle vermem…

  19. Bak demir kullanımıyla ilgili yazın vardı bir de o yazı da benim favorilerimden, bu kadar net ve güzel anlatılabilir. Bir çok kişiye de yolladım o yazıyı okusunlar diye.

  20. salça olayım demir yazısına 🙂 ben kızda demir damlası kullanmıyorum ama hem kendim emzirirken iyi besleniyorum hem de kıza her gun yumurta ve et yediriyorum ve tahlil yaptırıyorum. o yazıda yanılmıyorsam “eninde sonunda anemi olacak, en iyisi peşinen kullanmak” gibi bir ifade vardı sanki. yanlışmış, hiç demir eksikliği anemisi yaşamayan ve demir dmaalsı kullanmayan bir suru bebek varmış. şu gunku kafayla anlıyorum.

  21. Çok çok güzel bir anlatım olmuş, ciddi sayıda takipçisi olanların gerçekten bir sorumluluk hissederek yazmaları gerektiğini düşünüyorum ve sana katılıyorum.

  22. orda eninde sonunda anemi olacak dedigi, begul gibi bebeklerdi. ferritin deposu dolsa da illa bosalacak tipler 🙂

  23. Anonymous says

    Çağla hanım yazıyı okumadan mı yorum yazdınız? Instagramdan takip ettiğim kadarıyla siz tam da bu yazıda zikredilen tipte bir bloggersınız. Gerçi artık takip edemiyorum. Eleştirdim diye bloklamışsınız.
    -Beril-

  24. Yazı harika, kaleminize sağlık.

    Ben şunu eklemek istiyorum. Sosyal medyada çok gördüğümüz bloggerların aslında sandığımız kadar çok takipçisi yok. Dikkat ederseniz zaten sırf bu yüzden bloglarında takipçi listelerini yayınlamazlar.

  25. Bloggerlığı bir iş olarak benimsemiş ve bunun için 1,5 yıldır her gün en az 8 saat çalışan biri olarak birşeyler yazmak isterim. Ben tanıtımlardan para kazanıyorum. (İlk 1 yıl prensip olarak tanıtım kabul etmedim ve 5 kuruş kazanmadım yine de hergün 8 saat çalıştım) Çünkü firmaları 275,000 anneye ulaştırıyorum. Bunun ve benim verdiğim emeğin tabii ki bir bedeli olacak. Ama prensiplerim var kabul ettiğim tanıtımlardan daha çok markayı reddediyorum. Kendi çocuğuma yedirmediğim kullanmadığım bir şeyin ve çocuklara zarar verebilecek bir şeyin kesinlikle tanıtımını yapmıyorum. Bütçe ne kadar yüksek olursa olsun ve inanın takipçi sayısıyla orantılı olarak firmalar bütçeyi ayarlıyorlar. Dünya çapında markalardan yüksek teklifler reddettim ve etmeye de devam edeceğim. Her gelen hediyeyi paylaşmayacağımı daha baştan ajanslara söylüyorum. Çoğundan da bunu söyleyince bir daha haber alınamıyor zaten 🙂 Kendi çocuğuma ne yedirip yedirmeyeceğime ve ne kullanacağıma da detaylı araştırarak karar veriyorum. Daha önceki işim de üniversitede araştırma koordinatörlüğü olduğu için araştırmalarıma güvenebilirsiniz. Hazır yoğurt, organik olmayan tavuk, abur cubur, çocuklara zarar verecek hiçbirşeyin tanıtımına sayfamda rastlaayamazsınız. Evet benim de içim cız ediyor o reddettiğim bütçeleri düşününce sonuçta benim de 3 çocuğum var ve o paraları çocukların eğitimine filan harcayabilirdim devlet okuluna göndermek yerine ama bunu başkalarının çocuklarına zarar verecek şeylerin reklamını yaparak kazanmam mümkün değil. Bloggerlar tabii ki istedikleri şeyleri yazarlar tanıtırlar bu onların özgürlüğü ama annelerin de herşeyin farkında olduğunu biliyorum. Bir defile ile (?) tanıtılan tavuk markasının resmini koymuştı instagrama biri ve altına bir Anne”siz kendi çocuğunuza normal tavuk yedirmiyorsunuz bize niye reklamını yapıyorsunuz?” diye yazmıştı . İşte onu gördüğüm an öleyim daha iyi. bana da fazla reklam yayınlıyorsun yazdılar mesela ama o rahatsız etmedi beni sonuçta istediğim kadar yayınlarım benim özel alanım. İkisi birbirinden farklı. Benim koyduğum printer tanıtımı veya değerlendirmesi kimseye zarar vermez en fazla rahatsız eder takibi bırakır. Ben kendi sayfamda verdiğim hiçbir tavsiyeden veya tanıttığım hiçbir markadan hiçbir çocuğa zarar gelmeyeceğine eminim. Önemli olan bu. Çok takipçisi olan biri olarak bu sorumluluğun farkındayım ve öyle davranmaya çalışıyorum. Sayfada göreceğiniz herşeyi kendi çocuklarıma da gönül rahatlığıyla kullanıyorum. Sayfada paylaştığım bilgilerin de her zaman bilimsel kaynağını yazıyorum ya da sadece kendi 3 çocuğumla deneyimim olduğunu söylüyorum.

    Hiç para almadan desteklediğim markalar ve insanlar da çoğunlukta çünkü yaptığı işlere inanıyorum. Her yazdığımın bana maddi bir faydası olmasa da reklam olarak görülmesinden de rahatsızım. Arkadaşlarımın işlerini mesela sadece onlara destek olmak için yazıyorum. İnsanlar hep almak hiç vermemek istiyorlar. Anneler hem buluşmalar olsun onlara hediye verilsin istiyorlar mesela ama sonra da ben 5 kuruş kazanmasam da sponsorun adını yazınca aa reklam koydun denilince olmuyor. benim emeğimin ve zamanımın da değerli olduğunun bilinmesini ve haftada 2 kere yazı koyan hiç soru cevaplamayan buna günde 1 saat ayıran bir blogger ile bunu iş olarak yapıp günde 8-9 saat çalışan bir bloggerın farkının da bilinmesini istiyorum. (biri birinden değerli diye demiyorum ama birisinin buna bir iş kadar zaman harcadığını ve karşılığında da daha farklı kazanımları olması normal karşılanmalı). Nasıl az kişiye hitap eden bir blogger kendisine ayda bir gelen bir tanıtımı alıp bunu paylaşınca göze batmıyorsa ama daha çok teklif gelen bir blogger seçici davranıp prensiplerine uygun firmaları seçip daha çok tanıtım paylaşınca da batmamalı. O az teklif gelen blogger da daha fazla teklif gelseydi kabul edecekti. Kendimizi kandırmayalım. Fulden her zamanki gibi etkisi büyük bir yazı yazmışsın tebrik ederim. Pek çok kişinin aklındakiler var bu yazıda.

  26. begüle verdiğiniz yoğurdun markasını merak ettim bazen yoğurdu tutturamıyorum yada tatilde falan yapamıyorum altarnatif olması açısından marka adı verirseniz sevinirim

  27. Merhaba. Ben genellikle eker aliyorum yogurt, begul'e ozel almiyorum. Migros'ta satilan herhangi bir yogurdu alirim. Yogurt yapmayi coktan biraktim.

  28. ozlmvc says

    Senelerdir sizi takip ediyorum hatta ilk okumam kızımın ek gıdaya başlamasıyla olmuştu o zamanlar begül çorbası vardı ateşte unutulan :))) Neyse kaleminize saglık hep yazın hep ama hep hiç ara vermeden :)) sevgiler….

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *