All posts filed under: Güncel

Anlatacak Çok Şey Var 2 – Antalya

Daha yazının girizgâhında şu konuda anlaşmalıyız, ben ezelden beri yaz insanıyım. Hayır kansız falan değilim, değerlerim harika, sadece yağsızım. Skinnymom diye nick’i babamın hayrına almadım. Evet kar severim, kardan adam yapmak, pamuk gibi uçuşan karı camdan izlemek, şömine keyfi, salep falan çok güzel şeyler. En çok da Ankara’da güzel. Ama Ankara’nın ağustos ortasında başlayıp haziran ortasında biten, hatta yüksek bölgelerinde yıl boyu süren, şaka kategorisindeki eşsiz soğuğunda iliklerime, meme uçlarıma ve 12 parmak bağırsağımın en derinine dek üşümekten o kadar yıldım ki Antalya bu ülkede yaşanabilecek benim için en mantıklı mıntıkaydı. Antalya’da yaşayan teyzem Temmuz başında aniden hastalanınca Antalya hayali benim için artık acilen gerçekleşmesi gereken bir adım oldu. Ekim ayının sonunda, eşyalarımızı topladık ve evi tutmadan Antalya’ya geldik. Ve otobüsle geldik. Çünkü neden? Çünkü ben uçaktan o kadar korkuyorum ki aşırı zorunlu değilsem uçakla yolculuk yapmıyorum. (Bu korkunun sebebinin 13 yaşında İspanya uçağımızın arızalanmasıyla son anda tesadüfen maruz kaldığım bir Aeroflot uçuşu olduğunu düşünüyorum.) Uçak korkusu bende şöyle gösteriyor kendini, bileti almamdan itibaren uçaktan başka bir şey düşünmüyorum, daha havaalanı kapısında midem bulanmaya başlıyor, …

Anlatacak Çok Şey Var 1- An”kara”

En son Temmuz’da yazmışım. Bir ara heveslendim ama blogun şifresini unutmuşum, nasıl geri alınır bilemediğim için salladım. Sonra geçenlerde heves ettim, dedim ben bu şifreyi bulurum hacı, gittim server dashboardundan deneme yanılma yöntemiyle değiştirdim. Fakat o kadar iş güçle doluydum ki yazmayı çok istesem de fırsat bulamadım. Haliyle narkozdan çıkmış gibi yazacağım. Uzun bir yazı olacak. Hatta o kadar uzun olacak ki, partlar halinde yayınlayacağım. Bu, Ankara yazısı. Nihayet senelerdir çok istediğim Antalya’ya göç teranesi gerçekleşti. Ankara’da son taşındığımız evde Haziran’ın 2’sine kadar elektrikli soba kullandığımda zaten artık soğuk iklim için fazlasıyla yaşlandığımı kabullenmiştim. Sadece altı ay oturduk o evde. Ama asıl mesele tabii ki soğuk falan değildi. Her şey 10 Ekim 2015’teki Gar katliamıyla başladı sanırım. Onca insanın, her kaldırım taşını ezbere bildiğim, gördüğümde içimin gittiği bir yerde göz göre göre katledilmesi bende çok büyük sıkıntı yarattı. Ben o olay olduğunda Eryaman’da yaşıyordum ve günlerce sokağa çıktığımda yanı başım patlayacakmış gibi korkuyla dolaştım. Begül’ü parka götürdüğümde çöp kutularını gezip içlerine bakacak kadar paranoyaklaşmıştım. Daha onun sıkıntısını atlatmadan -ki nasıl atlatır insan böyle bir şeyi- …

Happy (!) New (!) Year (!)

Herkese iyi seneler. 31 Aralık ile 1 Ocak arasında sadece bir an aralığı var ama hepimizin umudu bir şeylerin iyiye gitmesi. Yeni yılı güzel kılan da bu olsa gerek, dünyanın her yerinde insanlar aynı anda aynı hissi yaşayıp partiliyorlar. Bu yılbaşı akşamı, geçen sene başlattığım adeti bozmadım ve yeni yıla çalışarak girdim. Böylece bütün sene it gibi çalışmayı garantiledim. Çünkü geçen sene de öyle yapmıştım ve bütün sene it gibi çalıştım. Öyle ki iPhone’un Health app’inde yıllık uyku ortalamam günde 4.4 saat görünüyor. Beş bile değil ya. Elbette 10 saniye sonra kalkıp kızımı kucağıma aldım ve tesadüfen yakın bir yerde yapılan havai fişek gösterisini izledik. Birbirimizi öpüp iyi seneler dedik. Çocuğun büyüyüp bir şeyleri az da olsa anlamaya başlaması harika bir olay. Zaten ikimiz de giyinip süslenmiştik, özel bir yemek ortamı hazırlamıştık. Kızım sadece mandalina ve vişne suyuyla beslendi ama olsun. Bir fark olduğunu hiçbir şeyden anlamasa, Tropicana meyve suyundan anlamalıydı zaten. Ve inanır mısınız, hayatımın en güzel yılbaşıydı. Çünkü en sevdiğim insanla beraberdim. İnsan daha ne ister bilemiyorum. İnsanın sırf takvim başka bir sayıyı gösterdi …

İnsan Olmadığınız İçin

Eğer sosyopat değilseniz, Kayseri’de iki çocuğa yapılan işkence neticesinde sizin de içinizdeki kin ve öfke kendini işkenceci kadına zarar verme isteğiyle açığa çıkmıştır. Korkunç detaylara girmeyip bu görüntülerdeki eylemlerin hepsine kısaca işkence demek istiyorum. Yazıyı yazarken de başlığından son satırına dek oldukça zorlanacağım çünkü ne yazık ki görüntüler insanın zihninde etkili bir film sahnesi gibi yer ediyor. Bu noktada keşke bakmasaydım diyorm. (İlk yayınlandığı gün sansürsüz versiyonunu atlaya atlaya geçerek sonuna gelemeden kapatmış bulundum, yani çünkü korku filmi izlerken bile gözünü elleriyle kapatan insanım ben, buna rağmen gözümün önüne gelen her karede beynime göktaşı düşüyormuş gibi hissediyorum) Bir önceki yazımda da söylemiştim, ben psikolog ya da psikiyatrist değilim ve beni ciddiye almasanız iyi olur ama olayın elbette üvey annelikle, kadınlıkla falan alakası yok. Kadın bariz ruh hastası, ne olduğunu ben bilemem ama küçük çocuklara çok ağır şekilde zarar verecek kadar şeytanî bir yapıda. Bunda irdelenecek hiçbir şey yok. Ne kadar hasta olduğu da beni ilgilendirmiyor. Benim için bu kadının hakkı idamdır. Bakın cezası ya da tedavisi demiyorum. Bu kadın, bu dünyada yaşamayı, nefes almayı hak …

Annelik Yalnız Bir Yer Olabilir

    Birçok yeni anne için, annelik ilk birkaç ay ve yıl boyunca yalnız bir mertebedir. Yeni bir çalışma, çeşitli şekillerdeki sosyal desteğin, annelerin negative hislerini sona erdirmek için kaçınımaz olduğunu ortaya koyuyor. İrlanda’daki Cork Üniversitesi Hemşierlik ve Ebelik Bölümü’nde uzman eğitmenlik yapan Patricia Leahy-Warren bu konuyu  “Batı medeniyetindeki annelerin sadece yüzde 10 ila 15’i ne Postpartum Depresyonu  tanısı konulsa da, geri kalan çoğunluk da ciddi boyutta depresyon belirtileri gösteriyor” diye açıklıyor. “Postpartum Depresyon’un tanısı klinik olarak konulmasa bile, geri kalan yüzde 85-90 dilimdeki annelerin neler yaşadığını ölçecek bir sistem yok. Bununla beraber, en çok depresyona giren anneler, ilk kez çocuk sahibi olanlar.” “Anne olmak devasa bir değişim” diyor, Dallas Teksas’ta annelere destek için çalışan Klinik Psikolog Ann Dunnewold. Yeni anneler, yenidoğanın aralıksız ihtiyaçları için  kendi anatomilerinden, uykularından ve ilişkilerinden vazgeçiyor.  Ve bu yeni rollerinde onlardan sürekli mutlu ve potansiyel üstü davranmaları bekleniyor. “Mükemmel bir anne olma konusunda çok fazla baskı var ve kadınlar bunu beceremediklerini söylemeye korkuyorlar” diyor Leahy-Warren. Bunlar yetmezmiş gibi, araştırmalar geleceği belirleyen erken çocukluk deneyimlerinin de annelere doğruyu yapmak konusunda fazladan …

Madonna’nın kızı olmak

Madonna, dünyanın en hırslı ve güçlü kadınlarından biri. Bir stadyum dolusu insana “Haydi buradan çıkın, ortalığı yakıp yıkın” dese, stadyumu dolduranların geneli onu dinleyip isyan çıkarmaya çalışabilir. Yaptığı her şey taklit ediliyor, en az 25 senedir magazin basınının bir numaralı ilgi odağı, yaşayan bir efsane ama neticede bir anne. Dünyayı yönetecek potansiyele sahip olan bu kadın, kızı söz konusu olduğunda laf geçiremediğini sıklıkla beyan ediyor. Madonna, kızı Lourdes Leon’u sıkı kurallar eşliğinde yetiştirdiğini söylüyor. İlk akıllı telefonunu, Lourdes bu sene 16 yaşına bastığında almış. Suri Cruise’un 6 yaşında telefon sahibi olduğunu düşünürsek, bence Madonna gerçekten kuralcı sayılabilir. Yine de durumdan şikayetçi. “Eline telefonu aldığından beri benimle konuşmuyor” diyor. Lourdes yaklaşık bir sene önce de, sigara içerken paparazzilere yakalanmıştı. Madonna’nın bu konudaki beyanatı: “İçsin diye ben vermedim, ve merak ediyorsanız, bu yaşta sigara içmesini onaylamıyorum, onunla bunu konuştuk” şeklinde olmuştu. Aynı zamanda çıkan klibinde sigara içtiği hatırlatıldığında, “Lourdes sigara içerken yakalandığında, ben klibi henüz çekmemiştim. Ayrıca ben sigara içmiyorum, o sadece bir görüntüydü” diye cevap veriyor. Madonna’nın anneliğini anlattığı bir başka söylem de şu: “Ona, neden …

Annelik mi, Hollywood yıldızlığı mı?

Anne olunca hayatın düpedüz değiştiği bir gerçek. Hepimiz, beklemediğimiz şekilde değişip evriliyoruz ve bu sadece işe gidiyorsanız işten ayrılmak, kilonuzun artması, uykuyu çok sevseniz de uykusuz bir hayata merhaba demek şeklinde gelişmiyor. Anne olduktan hemen sonra, kadınların psikolojileri inanılmaz şekilde değişiyor. Hayatımızda önemli sandığımız ne varsa, yerini yavrularımız alıyor. Onlar için nice şeyden vazgeçiyoruz. Bazı şöhretli anneler ise, çocuklarına bakmak ve daha fazla zaman ayırmak uğruna direkt kariyerlerinden vazgeçiyor. Birkaçına kulak verelim. Selma Hayek : Eğer genç anne olduysanız, hala kendinizi kanıtlamak zorundasınızdır.  Ama geç anne olmuşsanız, iş hayatına öncelik vermeyi bırakabilirsiniz. Çocuğuma ayıracağım değerli zamanımı, gişe yapıp yapmayacağını bilmediğim bir filmi çekmeye ayırabilirim. Ama kariyerim yine de iki sene sonra biterse ne olacak?     Jennifer Garner: Bu içinizdeki bir savaştır. “Çalışmam lazım, çalışmam lazım, çalışmam lazım” derken bir yandan da “evde çocuğumla olmalıyım” dersiniz. Ve evdeki çocuk kazanır. Bu iş çocukları uyandırıp doyurarak, okula bırakarak, o esnada diğerini uyutarak, markete gidip diğerini okuldan alarak, yemek pişirerek olur. Ben hem tam zamanlı bir kadın hem de tam zamanlı aktrist gibiyim.   Gwyneth Paltrow: Ben …

Ünlü annelerin doğum yöntemleri

  Sezaryen yöntemiyle doğum ve doğal doğum ile ilgili, son birkaç senedir alevlenen bir tartışma dönüyor. İçinde kadın doğum uzmanlarının da bulunduğu bir kesim, her ne kadar ispatsız bir paranoyadan ibaretmiş gibi görünse de, özellikle özel hastanelerdeki kadın doğumcuların anne adaylarını son dakikada çeşitli sebeplerle sezaryene yönlendirdiğini iddia ediyor. Bütün bu tartışmalar, son bir senede başbakanın da hislerini dile getirmesi ve sezaryeni kısıtlamaktan, yasaklamaktan bahsetmesiyle iyice ayyuka çıktı. Olan da tabii ki gene anne adaylarına oldu, çünkü hem eldeki sezaryen verilerinin anlamsız yüksekliği, hem de normal doğuma zorlanma ihtimali, doğum yapmak isteyen pek çok kadını ufak çapta bunalıma soktu. Her ne kadar sezaryen keyfi bir yöntem gibi algılansa da, aslında öyle değildi, zorunlu durumlarda başvurulan, tıbbi bir operasyondu ve gerçekte doğala yönelim trendiyle beraber, sadece normal doğum değil, suda doğum, evde doğum, epidural doğum gibi yöntemler bile revaçtaydı. Peki hangi ünlü anneler hangi yöntemle doğum yapmış biliyor musunuz? Gelin birkaç örneğe bakalım. BEYONCE 30 yaşında ilk kez anne olan Beyoncé, 3 kilo 175 gram ağırlığındaki bol saçlı kızı Blue Ivy’yi vajinal doğumla kucağına aldı. Nereden …

Emziren ünlüler

Ünlü bir kadın, yaşadığı hayatı bizimkine nazaran sıra dışı sayarsak, en çok anne olduğunda sıradanlaşıyor olsa gerek. Elbette sıradan derken, saçını tepede toplamış, pijaması kusmuk içinde, en son ne zaman uyuduğunu hatırlamayan bir Beyoncé ya da Angelina Jolie’den bahsetmiyorum. Aşırı zenginlik yüzünden hayatlarını kolaylaştıran unsurları bir yana bırakırsak, ünlü anneler de normal şartlar altında, biz ünsüz anneler gibi, en basitinden bebeklerini emziriyor, hatta kendini emzirme reformisti olmaya adamış isimler de yok değil. Ama biz önce Beyoncé ile başlayalım. Çünkü onun hikâyesi oldukça garip. Beyoncé Knowles People dergisi Beyoncé’yi 2012 Yılının En Güzel Kadını seçtiğinde, yeni albümünün çok iyi tepkiler alması, katlanan yeteneği, gittikçe güzelleşmesi ve elbette Ocak ayında anne olmasına rağmen işinde gösterdiği başarısını baz almıştı. Gerçekten de, Beyoncé on parmağında on marifet varmışçasına her şeyin üstesinden geliyordu, üstelik bu sırada rutin şekilde emziriyordu. US Weeklydergisinin halka açık alandaemzirirken görüntülediğiBeyoncé, “Nursing In Public – NIP” (Halka Açık Alanda Emzirme) hareketinin bir neferi olmuştu. Birçok insan bu görüntüler ortaya çıkana dek, onun emzirdiğine inanmamıştı. Görüntülerden sonra, Beyoncé’nin sokakta emzirmeyi tercih etme sebebini, Amerikalı siyah anneleri emzirmeye …