All posts filed under: Sağlık

Hastalıkta, sağlıkta…

Bazı çocuklar büyürken nemden bile hastalık kapar, anaları uzman olur, modern-alternatif ne kadar iyileştirme yöntemi varsa ezbere bilir, kendince iyi doktoru yüz metreden tanır; işte ben o annelerden değilim. Begül okula geç başladığı için, beş yaşına dek altıncı hastalık dışında tek bir hastalık bile geçirmedi çok şükür. Evet, hiç hastalanmadı, çok nadiren gecelik ateşlenmeleri oldu, onlarda da 39’u aşmayan bir ateş, Calpol’e bile başvurmadan sabah düştü gitti. Bunun rahatlığıyla beş sene geçirdik. Ta ki okula başlayana dek. Şimdi artık anlıyorum ki okul demek, hastalık demek. Bir ay içinde orta kulak iltihabı, dış kulak iltihabı, bitmeyen nezle, azalıp çoğalan öksürük, domuz gribi ve krup geçirdi. Sadece bir ay içinde. Bu bir ay içinde yapılan doktor ve ilaç masrafı da SSK’lı halimizle okulun bir aylık ücretinin 1,5 katı oldu, okula yanılmıyorsam sadece 3 gün gidebildi, her gittiğinde bu hastalıkların bir yenisini kapıp geldi ve ssk’lı olmasam ne olurdu, bu masrafı nasıl karşılardım bilemiyorum. Allah kötüsünden saklasın, bu geçirilen hastalıklar elbette devasız değil ve büyük küçük her hastalık sahibine Allah şifa versin ama tabii ki insan ayda 20 …

Demir Meselesi

2 ay once begul aniden hastalaninca, apar topar hastaneye kostuk. malumunuz kan ve idrar testleri yapildi ve sonuc olarak demir eksikligi bulundu. istahsizligini, uyku duzensizligini, zayifligini hemen buna bagladik. cunku demir eksikliginin klasik belirtileri de zaten bunlardi. acikcasi cocuga demir damlasi verme isi, basindan beri beni cok zorladi. calisma kosullarim yuzunden zaten duzen kurmakta zorlandigim kizima, hem de en cok sut emdigi zamanda her gun 2 saatlik bir ac kalma boslugu yaratip demir verme isi, beni resmen yipratti. oncesinde ve sonrasinda birer saat emzirmemem ve yedirip icirmemem gereken begul, asla memesiz duramadigi icin, ben bu demir damlasi isini acayip aksattim. fakat benim rahatligimdaki baslica sebep, bazi es dost cocuklarinin doktorlarinin tahlil yapmadiklari halde demire hic baslatmamasi, bazilarinin 6. aydan once baslatmamasi, bazilarinin kesin icsin demesi gibi bence “canim bugun oyle istedi” tadindaki rahat yaklasimlari oldu. oyle ya, onlarin cocuklari da ayni seyleri yiyip iciyordu, ama onlar demir memir takviyesi almiyordu. ben de salladim durdum, onceleri haftada 4-5 gun icirdigim demir, gun geldi 1 hafta icilmez oldu, zaman ilerledi, cocuk gunden gune bir acayiplesti, persentil yuzde …

Haydi Çocuklar Aşıya!

Her sey sevgili mine‘nin “ben rota’yi yaptirmiyorum, gerek duymadim” demesiyle basladi. o dakikaya dek asilar hakkinda “vucuda zerk edilen zayiflatilmis virus” tanimi disinda hicbir sey bilmeyen, merak da etmeyen, haliyle asi karsiti hareket hakkinda bir fikir sahibi olmayan ben de, adeta hiyara tuzla kosarcasina, “aa oyle mi, niye ki” falan dedim. oyle ya, karsimdaki insan koskoca tohtur, okumus insan, bir de cefakar ana olunca, bilgileri, soyledikleri cok degerli oluyor. (ne kadar degerli oldugunu begul’un kati gidaya gecisinde 2 doktorunu da pek sallamayip, mine ne derse onu yapmamdan anlayin) “biz eski asi programini takip edicez galiba, bir de bu asilar metal falan iceriyor, cok da fazla oynamamak lazim immun sistemle” diyince, dogumdan o gune dek 2xHBV, 1 BCG, 2xKarma, 2xPnömokok asisi olmus kizimi ellerimle hasta ettigim paranoyasina kapilip, onume gelen herkese asilarla ilgili sorular sormaya basladim. su noktada belirtmeliyim ki, en basta yola bir yazi yazmak hevesiyle cikmadik, sadece arastiriyorduk, kendi capimizda takiliyorduk; fakat sonradan, asilar hakkindaki bilgi yetersizligini ve kirliligini gormemiz, asi karsiti hareketin meydani bos bulmuscasina at kosturmasi (bunu kotu anlamda yazmadim aslinda ama gercekten …