Parenting, Sağlık
comments 34

Hastalıkta, sağlıkta…

Bazı çocuklar büyürken nemden bile hastalık kapar, anaları uzman olur, modern-alternatif ne kadar iyileştirme yöntemi varsa ezbere bilir, kendince iyi doktoru yüz metreden tanır; işte ben o annelerden değilim.

Begül okula geç başladığı için, beş yaşına dek altıncı hastalık dışında tek bir hastalık bile geçirmedi çok şükür. Evet, hiç hastalanmadı, çok nadiren gecelik ateşlenmeleri oldu, onlarda da 39’u aşmayan bir ateş, Calpol’e bile başvurmadan sabah düştü gitti. Bunun rahatlığıyla beş sene geçirdik. Ta ki okula başlayana dek. Şimdi artık anlıyorum ki okul demek, hastalık demek. Bir ay içinde orta kulak iltihabı, dış kulak iltihabı, bitmeyen nezle, azalıp çoğalan öksürük, domuz gribi ve krup geçirdi. Sadece bir ay içinde. Bu bir ay içinde yapılan doktor ve ilaç masrafı da SSK’lı halimizle okulun bir aylık ücretinin 1,5 katı oldu, okula yanılmıyorsam sadece 3 gün gidebildi, her gittiğinde bu hastalıkların bir yenisini kapıp geldi ve ssk’lı olmasam ne olurdu, bu masrafı nasıl karşılardım bilemiyorum. Allah kötüsünden saklasın, bu geçirilen hastalıklar elbette devasız değil ve büyük küçük her hastalık sahibine Allah şifa versin ama tabii ki insan ayda 20 kere hastaneye gidince çok şey deneyimliyor ve ben de fazlasıyla doldum, işte bunlardan biraz bahsedesim var.

Bu seneye dek hep devlet hastanesine götürdüm çocuğumu ama Antalya’ya taşınmamla beraber, yer yön de bilmememin etkisiyle özel hastanelere gitmek mantıklı geldi. İlk özel hastane deneyimimizden bahsedeyim, Özel İsmi Lazım Değil Hastanesi. Evimizi bu hastaneye yakın olduğu için tuttuk mesela çünkü benim sol gözümde ayda en az iki kez ortaya çıkan, nevraljiden şüphelenilen ama sebebi mr ile bile belli olmayan ve sadece ağrı kesici serum ile geçen bir ağrım var ve devlet hastanesine baş ağrısı için sadece bir kez gittim, bir kere daha o geceyi yaşamak istemiyorum. Hem bu yüzden hem de gece ateşlenen çocukla bir adımlık yere 20 lira yazan taksilerle gidilen Antalya’da devlet hastanesi aramak falan çocuğun rızkını yemekten farksız olacağı için, eve yakın bir hastane olmasını istedim. İsmi Lazım Değil Hastanesi, gerçekten mükemmel bir hastane. 40 küsur ateşle acilden girdiğiniz bu hastanede, her özel hastanede olduğu gibi önce danışmaya uğrayıp “Acil Sırası” alıyorsunuz, görevli tatlı kızlar sizi “Fark ödeyebilirsiniz, haberiniz olsun.” diye uyarıyor.

Önce ortamın birçok devlet hastanesinden bile daha bakımsız olduğunu fark ediyorsunuz. Bakımsızlık derken, gerçekten bakımsız. Dökülen koltuklar, baş ağrısını beşe katlayan floresanlar, her açıldığında göt donduran soğuğun içeri dolduğu kapının ağzındaki bekleme salonu falan gerçekten özel bir hastaneye yakışan detaylar. Sonra doktorun yanına giriyorsunuz, çocuğunuzun doktordan korkup korkmadığına göre yüz ifadesi sergileyen, mesleğini gerçekten sevdiği hemen belli olan bir doktor karşılıyor sizi. Doktor arkadan gelen hastalara da bakmak zorunda olduğundan stetoskop sevmeyen çocukla bir dakika bile konuşup uzlaşmaya yanaşmıyor mesela -ki hakkı. Çocuk dediğinin ağzına iki tane çakıp göğsünü sırtını açtırmak falan gerekir, neticede beş yaşında çocuk işte, naz mı çekeceksin? Zaten bir şeylere bakmaya da gerek yok, yaz reçeteyi gönder, neticede bir çocuk kaç ayrı hastalık geçirebilir ki? Aynen bizim doktorumuz da öyle yaptı mesela. Boğazına ve kulağına yalvar yakar bakıldı, ateşi ölçüldü 40 çıktı, hangi zekânın ürünü olduğunu bilmediğim şekilde şırınga ile dolven getirildi, gerçekten bir çocuğun ucunda iğne olsun olmasın şırıngaya yanaşmak istemeyeceğini düşünmeye gerek yok zaten, o dolven içirilemedi, bir reçete yazıldı ve üç dakikada odadan çıkıldı. Üsye teşhisi konuldu. Kimliğimizi geri almak istediğimizde de yanlış hatırlamıyorsam 45 liralık “tedavi masrafı” çıkarılmıştı. Acilden giren çocuğa. Tedavi masrafı. Fark ödemesi. Acilden giren çocuğa. Acil.

Neyse, ben daha 45 lirayı gereken konuşmayı yaparak öderken safariyi açıp acilinde çocuk doktoru olan başka hastaneler aramaya başlamıştım bile. Bu kez başka bir özel hastaneye gittik. Bu sefer acilden girmedik, muayene olmak istediğimizi söyledik ve hastamızın ateşi ölçülüp “Ooo, 40,5 derece ateşi var.” denildiği halde önce muayene paramızı ödedik, çünkü hastalar o 32 lirayı ödemeden kaçıp gidebilir, neme lazım. Aman o para bi alınsın. Neyse sonra doktorumuza çıktık, neyse ki bu doktorumuz çocuk doktoru olmasından kelli çocuk ruhundan biraz anlayan biriydi ve inanılmaz şekilde hiç sorun çıkarmadan çocuğum muayene oldu. Peki teşhis neydi? Orta kulak iltihabı. Yani daha yarım saat önce çocuğuma özel bir hastanede kel alaka bir teşhis konulmuş ve yanlış antibiyotik yazılmıştı. Neden? Çünkü özel hastane denen ticarethanenin acil servis şubesinde, maksat teşhis koymak değil, “fark almak”. Başka ülkede olsan o yanlış teşhis ve tedaviden zarar görmüş olup olmamana bakmadan hastaneyi donuna kadar soyacağın bir eylem söz konusu ama burası Türkiye ve bu büyük devlette böyle şeylerle uğraşmaya pek değmiyor. Neticede yanlış bir antibiyotik yazılmış, nedir ki?

Muayenesi biten evladımla beraber çıkıp nöbetçi eczaneye gittik, nöbetçi eczanelerin hastaneye yakınlığı ve uzaklığı tam bir piyango misali biliyorsunuz, çok şükür bizimki yol üzerindeydi, ssk’lı olduğumuz için 95 lira muayene farkı da vererek 114 liraya bütün ilaçlarımızı aldık. Çok şükür ülkemizde sağlık harcamaları bedava. Muayeneler bedava. Eskiden böyle miydi? Allah devletime zeval vermesin.

Doktor salı günü okula başlayabilir dedi, biz yanılmıyorsam perşembeye dek bekledik, Augmentin elbette işe yarıyordu ve kulak ağrısı ve ateş geçmişti, ben de o gün okula gönderdim. Okula geri başladığının ikinci günü ateşlendi. Hastalık acemisi bir ana olsam da antibiyotik içerken ateşlenmesi bana garip geldi. Aldım aynı doktora götürdüm. Bu sefer muayeneyi zor oldu. Çocuk işte, korkuyor doktordan falan. Artık nerede, kim, nasıl korkuttuysa. Oysa benden dolayı hastaneye, doktora, seruma bile çok aşina ve o yanımda olduğu için yüz metreden görsem tansiyon düşüren damar yolu açma işleminde bi kere bile yüzümü ekşitmişliğim dahi yok. Bu sefer doktor şöyle söyledi: “Okuldan bir şeyler alıyorlar, şu an zaten antibiyotiğinin bitmesine bir gün kaldı, yeni bir ilaç yazamam. Boş yere tahlil de yapmayalım.” Bu bana mantıklı geldi, neticede koskoca doktor konuşuyor. “Peki ne zaman endişelenmeliyim bu ateş yüzünden?” dedim. “Burnu da akarsa, öksürürse falan getirin.” dedi, okledim çıktık. Sadece Umca ve bir de koruyucu burun spreyi yazıldı. Ben yine de okula göndermedim, hatta yılbaşına da biraz hastamsı girdi çocukum.

Yılbaşının ertesi günüydü sanırım, ateşle beraber ciddi şekilde öksürmeye başladı. O öksürük canımı sıktı, kendi doktoru da hastanede o gün yok diye, bir başka özel hastaneye götürdüm. Bu hastanenin adını yazsam gerçekten altınıza sıçarsınız, yazmayacağım. Fark çıkabilir uyarılı kaydımızı yaptırdık. Ve tam kırk dakika acil sırası bekledik. Kırk. 40 dakika. Acilde dört tane koltuk koymuşlar anasını satiym, götünü koyabilen yerleşiyor ve bir daha çişe bile kalkmıyor ki yerini kaybetmesin. Ayakta bekliyoruz, duvara yaslanıp çömerek bekliyoruz, bekliyoruz allah bekliyoruz, biri bizi muayeneye çağırsın diye umutla bekliyoruz fakat ne birinin ismi okunuyor ne bir şey, anlamadığımız bir hikâye dönüyor. Kapıyı açık gören acil odasına giriyor, biz bekliyoruz. Nihayet bir doktor yanaşıp “Siz çocuk için mi bekliyorsunuz, nesi var?” dedi. “Ne biliym lan ben nesi var? Doktor ben miyim?” demedim. “Ateşi yüksek ve öksürüyor.” dedim. Derecesini cebinden çıkarıp baktı, “Ooo, 39,5.”” dedi. “Hemen sizi alacağım.” dedi ve bir beş dakika sonra kötü bakışların arasında muayene odasına girdik. Zorlanmadan muayene ettirdi kendini Begül çünkü neticede o da bezmiş artık belli ki. “Okuldan bir şey kapmış.” dedi doktor. “Yapma ya, harbi mi diyosun?” demedim. Bir sprey bir ateş düşürücü yazdı. Acil kodunu da zaten 39,5 ateşle hemen vermişti, para falan ödemeden çıktık. Nöbetçi eczane bul, dünyanın taksi parası falan. Eve geldik. Ha bu arada, her gittiğimiz doktor yeni bir “besin desteği” yazıyor. “Yazmayın evde o var.” diyorsun, başka bir tane yazıyor? Sambucol, immunol, sikol sokol gibi bilmemne özütü, balık ensesi yağı, ejderha götü ekstresi içeren şekerli şuruplara harcanan toplam para: 179 lira.

Ertesi gün oldu ne olduysa. Kendimi çok kötü hissetmeye başladım. Halsizlik, ufaktan ağrı sızı, ateş, ne ararsan bendeydi. “Aha bana da bulaştırdı şimdi sıçtık.” dedim ama ne bulaştırmış olabileceğini bilemiyorum o an. Soğuk algınlığı falandır, normalde etkilenmediğim bir şeyden etkilenmişimdir yorgunluktan falan diyorum. Neticede ben hastalanmam. Çünkü ben hastalanırsam çocuğuma bakacak bir allahın kulu yok ve ben hastalanamam. Minecigime yazdım, dedim “Doktorcum ben pek iyi değilim, dahiliyeye mi gideyim, acilden mi gireyim, ben ne yapayım?” Kadın ermiş midir, doktor mudur nedir, “Sen git randevu al da bi ciğerlerini dinlet.” dedi bana. En güvendiğim doktor Mineciğim olduğu için önce kendime yarım saat sonraya da çocuğa bir randevu aldım. Hastaneye gidip randevu paralarını ödedik kasadaki memurelere. Ay pardon, veznedeki tatlış kızlara. Sonra “ödendi” makbuzumuzla beraber randevu sıramıza girdik. Ayakta durmaya hiç hali olmayan bir buçuk insan olarak biz, bekle allah bekle, halsizlikten bayılana dek ayakta bekle denecek kadar uzun bir süre geçtikten sonra nihayet doktorumuza kavuştuk. Ama sanki devlet hastanesindeymişizcesine, kısıtlı bir sürede muayenemizi olmak zorundaydık, çünkü arkadan gelen bi milyon hasta daha vardı, “Aç sırtını, göğsünü dinleyelim, aç ağzını, evet bitti.” Evet, tırnakların arasını okuduğunuz süre kadar muayene olduktan sonra hemen çıktık. Neticede hastane dediğin, SÜRÜMDEN kazanan bir ticarethane ve istenen kan tahlili ve röntgen belgelerini alıp ÖDEMEYE gittik. Çünkü kaçabiliriz ve mutlaka her işlemin parası, ne kadar hasta olduğumuza bakılmadan önceden alınmalı ki ölürsek oralarda paramızı vermeden ölmeyelim.

Neyse kan tahlili ve röntgeni hemen halledip çocuğun randevusuna çıktık, ikimizde de gripten şüphelenildi ama ben konduramıyorum grip olmayı çünkü NEREDEN BULAŞACAK ALLAHIN GRİBİ BİZE? Nitekim ikimizde de domuz gribi diye bilinen influenza a çıktı. Ben o esnada -ki epey uzun süremiz hastanede geçti- hâlâ ayakta durabiliyordum, ilaçlarımızı yazdırdık, eczaneye gittik bi miktar para bayıldık ve eve geldik, gene aynı şey, sigortamız olmasa ne bok yerdik bilemiyorum. Evin kapısından girdiğimizde ben pijamamı potinimi giyip kendimize salondaki kanepede bir yuva yaptım. O gece bana çocuğum baktı. Suyumu da o getirdi, ateşimi de o ölçtü, saçlarımı da o sevdi, yanağımdan da o öptü. Bir ara yemek yapmak için kalktığımda Zeynep’e mesaj attım, “Galiba ben iyi değilim.” yazdım. Zeynep ısrarla “Hastaneye yatın ikiniz de.” dese de içim elvermedi ve evde kaldık. Ben hayatımda bu kadar hasta olduğumu hatırlamıyorum. Çünkü şimdiye dek sadece bir kez hepatit a oldum ve bir de böbrek taşı düşürdüm ama ikisini de hatırlamıyorum. Birinde çok gençtim, öbüründe zaten bayılma sonrası uzun bir dönem bende kayıp. Arkadaşlar domuz gribi dediğiniz şey o kadar ağrılıymış ki bir ara ayak baş parmağımın boğumunu bile sanki çekiçle kırıyorlarmış gibi hissederken “Acaba ölmek böyle acılı bir şey mi?” diye düşünürken buldum kendimi. Ama ilacı çok klas ve ertesi sabah sanki hasta değilmişim gibi ayağa kaldırdı. Hastalık geceleri azıyor, gece gene kötü oldum ama neyse ki üçüncü ilaç günü çok şükür kendime gelmiştim.

İlacımız bittikten sonra artık çocuğum “Okula gitmek istiyorum.” diye o kadar ağlıyordu ki, ertesi gün de kış partisi varmış, okula gönderdim. Ve Begül yeniden hasta oldu. Ağzından burnundan şelale gibi sümükler, hafif ateş, “Yeter ama illallah ya.” dedim ve okula göndermedim. Bu sefer doktora da götürmedim çünkü artık bir hastane günü daha geçirmesini istemedim bir süre. O arada bir şeyleri var ama sürekli boyut değiştiriyor. Bir gün ateşi düşüyor öksürüğü artıyor, diğer gün ateş yükseliyor sümüğü bitiyor ama her gece bir hafif ateş var. Umca’sına devam ettim, sambucol içiriyorum, portakallıdan ver diyor onu içiriyorum, probiyotik (45 liralık besin destekleri grubunun anneler arasında en tutulanı biliyorsunuz.) veriyorum, üzümlüyü ver diyor onu veriyorum. Çocuğun nezlesi ateşi düşmüyor. Nihayet baktım iyileşmiyor aldım götürdüm gene çocuk doktoruna. Bu sefer de krup olmuş. Yanına da dış kulak iltihabı almış ki artık bütün hastalıkları hızlı hızlı olsun bitirsin, akıllı çocuk.

Doktor sadece bir ampul ilaç ve bir de genta kulak damlası yazdı. İlaç yazmalık bir durum olmadığı halde “Ben çok ilaç içirme yanlısı bir doktor değilim.” diyerek tam bir keko anne doktoru olduğunun da altını çizdi. “Afferin sana, aman ne büyük marifet valla.” diyesim geldi ama demedim, onunla mı uğraşıcam. (Onun yerine eve dönüşte dolaştıran taksiciye daldım çünkü, kafasına bir avuç bozuk para attım, çok iyi geldi.)

Ertesi gün okula gönderdim. Çünkü anladığım kadarıyla hastayken okula göndermek bu işlerin raconu. Çünkü kreş/anaokulu da bir nevi daycare’miş ve çalışan insanların izin alıp bakma şansı yokmuş, bu yüzden hastayken de okula gönderebiliniyormuş. Anladım ki bu yaştaki tüm çocukların sümükman gibi gezip öksürükle virüs saçmasının sebebi buymuş. Pardon, benim tek suçum evden çalışmak mı? Ben evde keyifle oturup Sims 3 mü oynuyorum, Netflix’te dizi mi izliyorum affedersiniz? Her gün 16 saat çalışıyorum. 16 saat evet. Geçen hafta uyku ortalamam 2,3 saatti mesela. Üstelik birinden izin alma şansım bile yok. Aha patronum burayı okuyor, bıraksın yorumu. Tek şansım domuz gribinin Christmas iznine denk gelmesiydi, allah o influenza’dan razı olsun, zamanlı geldi. Buna rağmen çocuğuma baktım. Yeri geldi çocuğum bana baktı.

Yani konuyu getireceğim yer şu, sağlık sistemimiz berbat durumda. Özel hastane doktorlarının, devlet hastanesindeki doktorlardan, özel hastanelerin de halihazırda devlet hastanelerinden en ufak farkı yok. Muayeneye girince toplam beş dakikanız falan var, kapı önlerinde dakikalarca bekliyorsunuz, hastaneler devletli özelli dökülüyor, dökülmeyeni zaten makyaja ağırlık vericem diye bizi en esaslı soyanlar, hani doktorların görüşleri ya da tedavi farkları elbette olur ama özel hastanede “Ben çok ilaç verme yanlısı değilim.” diyen doktor gördüm mü gerçekten delirecek gibi oluyorum. Mesela soluk borusundaki yabancı cismin varlığının Krup’la tamamen aynı belirtileri gösterdiğini, bu yüzden Krup’ta mutlaka görüntüye de bakılması gerektiğini ben akademik araştırma okurken öğrendim. (Çünkü benim işim akademik araştırma okumak, neticede doktorlar allahlık mı değil mi bilemiyorsun, maşallah dediğin doktor üç gün sonra domuz gribinden şüphelenmeyip ateşli çocuğu eve gönderiyor.) Okula giden her çocuğun illa çocuk hastalığı kapmış olmayacağını, ateşin kaynağının basit bir enfeksiyon değil, ölümcül domuz gribi olabileceğini öğrenmem için benim ciğerimi dinleyen ciğerci doktorun benden kan tahlili ve röntgen istemesi gerekti. Eğer ben grip çıkmasaydım, çocuğumu sırf okula gidiyor diye es geçecek, belki doğru düzgün bakamadığı boğazına bakmış gibi yapıp geniş spektrumlu yeni bir antibiyotik yazılacaktı. Ne bu ya, piyango mu? Deneme tahtası mı bu çocuk?

Ve bir de not; Sambucolünüz ayrı, Immunolünüz ayrı batsın. Placebo dünyasında mı yaşıyorsunuz hep beraber, ne yapıyorsunuz bilemiyorum ama, besin desteği dediğiniz şey, virüslere, bakterilere ve enfeksiyonlara karşı ne koruyucu ne tedavi edici. Siz hobi olsun diye gene içirin ama kara turp en güzel salataya yakışıyor, karabiberi de mercimek çorbasında tavsiye ediyorum.

 

Ps: Görselde iki kutu antiviral, iki kutu antibiyotik ve bir adet burun spreyi kullanılıp bittiği ve atıldığı için yok. 

34 Comments

  1. ayşe says

    çok geçmiş olsun ve ağzınıza sağlık… ben artık her hasta olduğumda zencefili rendele şunun suyunu sık diyen insnalara direkt götünüze sokun diyorum.. çünkü söyledikleri her şey gerçekten plasebo.

    benim çocuklarım 2 yaşında(oyun grubuyla başlayarak) kendi istekleri doğrultusunda evimizin girişindeki anaokuluna gittiler.. her okul açılışında burunlarına bir sümük yerleşirdi haziranda sümük biterdi:) ama her geçen sene bir öncekine göre az hastalandılar. bağışıklık bu şekilde kazanılıyor yapacak bir şey yok . şu an biri ortaokul diğeri ilkokulda ve hemen hemen hiç hastalanmıyorlar.

    bir de nacizane önerim hastane doktoru değil de muayehanesi olan bir doktor edinebilirseniz çok yardımcı oluyor. bizim hastane doktorlarından sıtkımız sıyrılmıştı ve her türlü manyağına da denk geldik çok şükür. sonra dediğim şekilde bir doktor bulup rahat ettik.

    sevgiler:)

    • aynen gotunuze sokun diyecegim ben de artik. acemilik donemi bitti. bu konuda da icliyim ama bu yazi o kadar atari kaldirmayacakti, es gectim 🙂 muayenehaneci doktorlar pahali mi oluyor ya :/ bi de herkesin iyi dedigi doktorlar genelde dandik cikiyor, yok iste ilac vermez, yok dogal cozumler falan, ben hic sevmiyorum bu tarz seyleri, en cok muayenehaneci doktordan cekiniyorum.

      • Ayşe says

        Hımm evet bizim de ilaç vermeyen ve çocuk her hastalandığında bizi suçlayan sonra da hindistana gidip homeopatici olan doktorumuz oldu ama kendisi acıbademdeydi derhal kurtulduk:) istanbulda yaşıyorum doktorum ilacı dayıyor çok açıklama yapıyor aşı yanlıssı ve beni suçlamıyor gece gündüz istediğim an ulaşabiliyorum yurtdışında bile beni yönlendiriyor evet pahalı ana mesela 2 senedir hiç gitmedi benimkiler. Lakin telde yönlendirildim yine . O yüzden iyisini yakalayabilirseniz çok rahat edersiniz

  2. Zaten görüp okuduğum bir süreçti ama böyle topluca okuyunca, ne fenaymış. tekrar geçmiş olsun valla.
    yalnız iyi ki ssk’lıyız dedikçe gülesim geldi, her şey mükemmel maşallah ve gerçekten bunu savunan öğretmen var mesela bizim okulda. hâlâ eskiden sıra bekleniyordu çok diyor, hâlâ! o paraları hacizci gibi toplamak zorunda kalan eczacılara zaten bir söyle bin işit.
    neyse, benim ergen 5 aylıkken ve sadece anne sütü alıyorken bir başladı orta kulak iltihabı olmaya 2,5 yaşına dek sürdü 🙂 her gece bir çay kaşığı antibiyotik alıyordu artık koruyucu olsun diye. ben doktorun muayenehanesinde ağlarken “niye böyle” diye, tek söylediği “yuvaya başlayınca hiç hastalanmayacak, göreceksiniz”di. vallaha da öyle oldu. herkes patır patır dökülürken benimki sıfır devamsızlıkla gitti. öyle ya da böyle oluyorlar işte ama sana da bakacak biri çok mühim. ben çok bilirim ablamda gidip kaldığımı bana baksın diye :/
    ve de hep söylüyorum organik manyaklığı olmadan, alternatif tıpsız, besin desteksiz yıllar ne güzeldi ya 🙂 öpüyorum ikinizi de ^.^

    • Hehehe vallahi ben de okula gondermedim ama izole de yetismedi cocuk aslinda ama yine de mikrop yuvasinda gun gecirmek baskaymis. Ben de cok opuyorum ❤

  3. Zühal albayrak says

    Yazdıklarınızın hepsi, baştan sona saçmalıklarla dolu. Hangi birine cevap versem bilemedim. Kendinizi bişey biliyor sanıyorsunuz ya çok komiksiniz gerçekten…bunları heryerde anlatmayın, herkes şizi bişey sanmaya devam etsin ..

  4. Bahar says

    Bence sizi bir psikiyatristin(doktor)görmesi lazım. Çocuğunuzun ruh sağlığı için!

  5. Yeşim says

    Zühal ve Bahar Hanıma katılıyorum.
    Biraz fazla endişeli bir annesiniz. Çocuğum kanser tedavisi görüyor aylardır ama ağzımdan tek kelam laf çıkmamıştır. Tanı, tedavi doktorun işidir. Doktorun işine karışmak küstahlık ve halsizlik olur. Bizler anneliğimizi yapalım yeter. Doktor doktor gezmek yerine güvendiğiniz tek bir doktora çocuğunuzu götürerek fazlasıyla tanı ve ilaçtan kaçınmış olursunuz.
    Bu tarz destek ilaçlar vitamin vb tarzı genelde anne bir türlü tatmin edilemiyorsa yazılıyor gözlemlediğim kadarıyla. Psikiyatriye başvurmanız gerektiğini düşünüyorum. Ayıp birşey değil bu lüzum halinde hepimiz destek alabiliriz.
    Aslında kendi çocuğunuza en büyük zararı kendinizin verdiğini bir gün idrak edebilmeniz dileğiyle.
    Sağlıklı günler.

  6. Gıkhg says

    Okuduğum en hadsiz en kendini bişey sanan ama aslında hiçbirşey olamamış aşağılık kompleksi olan bi yazı. Yazıklar olsun. Size doktor nesi var diye soruyor ve siz ne bileyim siz bileceksiniz diyorsunuz öylemi. En cahil hastalarım bile böyle cevap vermiyor. Ama memleket sizin gibi böyle okumuş cahillerden çekiyor işte. Allah sizin gibi kendini bişey zanneden hastalardan korusun bizi

  7. Ebrar says

    Çocuğunuz çok şanslı sizin gibi evde çalışıp her hastalandığında dr’a götürebilecek anneciğe sahip. Gerçekten bu kadar dr dr gezdikten sonra drları tanıyamamak imkansız. Zaten çoğu bu işi para için yapıyor. Aynı dertten ben de muzdaripim; çocuğa kurup tedavisi verdi ama meğerse soluk borusuna kalem kapağı kaçmış. Bir de bana kızdı sen nasıl annesin diye! Neymiş çocuk hep göz hapsinde olmalıymış, elinin altında minnak oyuncaklar olmamalıymış. Allah bizi bu drların gazabından korusun.

  8. Bazen hangisi daha korkunç bilemiyorum.

    Hastanelerde çileye dönen zamanlar mı, ödenen paralar mı, antipatik doktor tavırları mı, çocuğa yazılan bir torba dolusu ilaç mı, sonra benim o ilaçları olduğu gibi çöpe atmam mı, çocuğun o ilaçlar olmadan iyileşivermesi mi, ama ya bir gün gerçekten bir ilaca ihtiyaç duyması ve benim hangi doktora güvenebileceğimi bilemeyecek olmam mı…

    Çok geçmiş olsun. Anne hastayken hayat neye benzer bilirim. Neyse ki siz iyi kotardınız. Sevgiler.

  9. Grçk says

    Yazdıklarınızın gerçek olmadığı o kadar belli ki. Demek doktor cebinde ateş ölçer ile geziyor öyle mi.. Krupta görüntüleme yapmak gerekiyor öyle mi.. Boğaz enfeksiyonu için verilen antibiyotik kulak enfeksiyonu söz konusu olduğunda yanlış öyle mi, ne büyük tesadüf.. Size hezeyanlarınız ile mutluluklar..

  10. Figen says

    Bu kadar sacma sapan yazi gormedim.kendinizi makale okuyup doktorlarin hatalarini bulmaya adamis oldugunuzu goruyorum.doktor doktor gezmek yerine bir tek doktorda sebat etmeniz gerekirdi bir kere.her oksuren yada atesi olan cocuga sizce rontgen mi cekilmeli! Adam bakmis ilac yazmis yollamis.gecmedi die gidince tetkiklerini detaylandirir belki film rontgen neyse ne iste o zaman ister.sen kalkmis baskasina gitmis sifirdan baslamissin zaten.ust solunum yolu enf.gecirmekteyken bide orta kulak iltihabi olamazmi sence. neyse ki sonucta tumu asagi yukari ayni seyleri soylemis zaten de sen sanki doktorlarin hatalarini bulmus gibi bos bos konusup durmussun.yok yanlis antibiyotik yazilmismis yok bilmem ne. Her doktor baska antibiyotik tercih edebilir zaten bir antibiyotik de hem ust solunum yoluna hem kulaga etki edebilir, mesela gecen gun idrar yolu enfeksiyonu icin doktorum ilac yazacakti, disim icin kullandigim antibiyotigi gosterdim gerek yok bu da etki eder dedi bana.cahilliginle ovunebilirsin.bizim milletimizin sorunu su ki, bankaya gidince bankacidan daha bankaci oluruz okulda ogretmen bise bilmez olur, hastanede de doktor.ben doktor deilim ama verdikleri emege saygi duyuyorum.yillarca okuyan bu insanlarin senden daha fazla da bildikleri birseyler olduguna inaniyorum.makale okuyup doktorculuk oynamak deil mesele.isin dusunce yine gideceksin o kapiya yazik sana..

  11. Selcen says

    Ayyy Fulden hanımcım n’olur siz hep yazın, biz zavallı ezik analar da, yazınızdan feyz alıp kusmuklarını şuracığa döşeyen çok bilmişlerin (en çok da Türkçeyi doğru düzgün yazabilenlerin) yorumlarıyla bilgiye doyalım. Sizin yazılar hikâye yoksa ya. Ne varsa yorumlarda var. Blogunuzun hitini de “acaba şu yalan yanlış baştan sağma yazıya ne üstün yorumlar yapıldı” diye BEN artırıyorum BEN! Cık cık cık. Yorumumu da yayınlayacak cesaretiniz hep olsun. Eymen.

  12. Evet ne kadar geç giderse okula o kadar geç hastalaniyorlar. Ama o güne kadar gecirmedikleri hastalıkları mutlaka geçiriyorlar. Bir de bu yıl gerçekten çok zor bir yıldı bağışıklığı çok güçlü olan çocuklar bile durmadan hasta oldular. Size verdikleri ilaçların çoğu da bağışıklık güçlendirici ilaçlar ve malesef hasta olduklarında ise yaramiyorlar, belki hasta olmadan önce ise yarayabilir ama ondan da çok emin değilim, çoğunu kullandım. Ama şu probiyotik olan ishal durumlarında falan çok işe yarıyor. Bu ilaclari da ssk odemiyor zaten. Onun dışında çocuklar hasta oldukça artık bir şekilde doktora daha az giderek ya da evde bir süre tedavi etmeyi öğreniyorsunuz. Mesela benim çocuklar kurp, bronsiolit çok olurlar, ilk başlarda gece gündüz demez hemen doktora kosardik, sonra kendi doktorumuz da sağolsun bu hastalıkların soğuk havayı sevdiğini, cocugu koruyarak odasını 5 dk havalandırma in ona çok iyi geleceğini söylemişti, şimdi en azından acilen gitmiyoruz, randevulu muayenelere gidiyoruz. Tabi sadece odayı havalandırma yetmiyor, bazı ilaçlarımız var ama söylemek doğru olmaz.

    • Yani ben kendimde krup olmus, sunu olmus, bu kesin sudur diyecek cesareti gormedigim icin muhtemelen doktora goturecegim ama probiyotik haric sambucol’un falan koruma anlaminda da ise yaramadigini dusunuyorum. Arastirmadik ama sadece oyledir diye dusujuyorum genel gecer bilgim dogrultusunda. Sevgiler.

  13. Selcen says

    Abi her halükarda götür doktora. Kafana yatan, düzgün doktor şans işi – imho. Teşhis koyabilen var koyamayan var ayrı. Ama şahsî tecrübem, ne olursa olsun (öksürük, aksırık, tıksırık) önden bi bildiğini yapıyorsun zaten, olmazsa doktora gidiyorsun/danışıyorsun. Benim kız 40 günlükken pilor stenozu teşhisiyle operasyon geçirdi mesela. O operasyon olana kadar yanlış antibiyotik verip safra kesesinde taş çıkartan prof. da oldu, ki cerrahpaşa’nın asistanları “biz bunu 13 yaşın altına vermiyoruz” dediler. Sonrasında bilmem kaç kez ultrason çektirdik geçti gitti mi o taşlar diye. Bizim doktor yurt dışındaydı o sırada ama döner dönmez ilk muayenede teşhisi koydu, sizi genel cerrahiye yönlendiricem şöyle şöyle olursa, korkmayın dedi. Neyse bunları niye yazdım, bebek kusar, reflüdür bilmemnedir diyenleri dinlemedim, içime sinmedi, gugılda bile vardı pilor, fışkırtarak kusma diye aratınca. Ama istatistiksel olarak tersti (genelde erkek bebeklerde görülüyormuş). Ben bu başka bişey dedim, filan filan. Güvenecek doktor bulmak zor, ama analar da anlar be kardeşim ne iyi ne değil!

  14. Selcen says

    Yaw salla boşver. Hem baktım ortam şenlenmiş, fırsatı kaçırmak istemedim ben de. Hehehehe.

  15. Gnldmn says

    Bir muayenenizde arkadan bekleyen hastalar yuzunden alelacele muayene olmaktan sikayet ediyorsunuz. Bir baska seferse bekleyen hasta grubunda oldugunuzda 45 dk beklemekten. Hem hastalari uzuuuun uzun muayene edip hem kimseyi bekletmemenin bizim bilmedigimiz bir yolu mu var?,

    • aynen var. ozel hastanelerde surumden kazanmayacaksiniz, paramizla rezil olmayacagiz, devlet hastanelerinde de calisma sartlarini duzeltip istihdam saglayacak ve hastaneyi ahira cevirmeyeceksiniz. gerekirse asi yapmaktan baska hicbir sike yaramayan, stotoskoptan baska alet bulunmayan o boktan aile sagligi merkezlerini gelistireceksiniz. bunlar ama sizin degil, devletin isi, sisteme iki laf etirmeyen devlet askiniza da kafam girsin. hastayi uzun uzun muayene etme gerekliliginiz oldugunu ama beceremediginizi gelip itiraf ettiginiz icin de cok tesekkurler, bu yaziyi hangi comar facebook grubunda paylastiysaniz da selam olsun hepinize, bitmediniz masallah, bitemediniz. simdi isinizi nasil yapmaniz gerektigini ogrendiyseniz bi defolup gider misiniz allah rizasi icin. yallah arabistana.

  16. ayşe says

    anaaammm

    bunları yazanların çomar türü doktor olduklarına inanmak hiç istemiyorum eğer öyleyse tez zamanda hasta yakınları tarafından dayak yemenizi temenni eder allah belanızı versin derim.. şu yazıda rahatsız olacağınız hiç bir şey yok ülke gerçeği.. diğer ülkelerde de daha güzeli yok sağlık sektörü genellikle sorunludur ama ne psikopat doktorlar bizdeymiş onu öğrendik

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *