Konu Dışı, Parenting
comments 71

Özleyeceksin

“Yeni annelik” ne kadarlık bir süreyi kapsıyor bilemiyorum. İlk birkaç hafta mı? Altı ay mı? Bir sene mi? Mesela ikinci ya da üçüncü çocuğunda da yeni anne sayılır mı insan? Her yeni çocukta yeni bir deneyim sahibi olduğu için, her seferinde yeni annelik mertebesinde bir süre geçirir mi? Bana sorarsanız yeni annelik ilk kez anne olana mahsustur. Bitişi ise çocuğun kendini sokak ortasında yere atıp “Seni sevmiyorum, istemiyorum git” diye yırtındığı ana denk gelir -ki böyle bir şeyi yaşayan bir anne, o an kıdemin kralını kazanır.

Yeni annelerin çok tatlı bir tribi var, deneyimsizliklerini gizleme çabası diyorum ben buna. Hobi olarak gene gizlemeleri taraftarı olsam da, gergin ve bilmiş tavırların dışarıdan biraz komik algılandığını itiraf etmeliyim. Benim de bir kez (kim bilir kaç kez?) başıma gelmişti ve bizim Hülya’ya çemkirmiştim. Bana her zamanki açık dilliliği ve tatlılığıyla laf arasında “Sen daha lohusa olduğun için…” Demişti ve ben kendisine “Lohusa falan diilim ben tamam mıaaa?!!” diye çıkışmıştım. O da bütün rahatlığıyla ve gülerek, “Yok yok şimdi lohusasın, ister istemez öylesin, herkes öyledir” gibi bir şey söylemişti ve ben kısa bir süre sonra yeni doğum yapan kadınların EN AZ altı ay boyunca postpartum yüzünden mal gibi gezdiğini anlatan bir yazı okuyup “Ha haklıymış” demiştim. Yahu, köpekler bile postpartumu en az altı ayda atlatır. Dişi köpek doğum yaptıktan sonra, altı ay boyunca hormon dengesizliği sebebiyle o köpekten eğitimde yüksek beklentilerimiz olmaz. Ama anne olunca çok aşina olduğun bilgilere bile yabancılaşıyorsun. Hayat.

Oysa bu gerginliklere gerek yok. Kimsenin anasının karnından bebe uzmanı olarak doğmadığını herkes biliyor. Ve doğumdan önce ne kadar kitap, araştırma, bilmemne okursan oku, teori asla pratiğin yerini tutmuyor. Bir gün geliyor öyle bir konuda çözümsüz kalıyorsun ki, eşşek gibi senden daha deneyimli insanlara saygı gösteriyorsun. Hadi çok utandın yediremiyosun bir şey sormaya, en yakın pedagogun yolunu tutuyorsun gizli gizli. Yok ben öyle yapmadım, benim Zeynep, Mine ve Hülya gibi üç akıl hocam var, Allah onları başımdan eksik etmesin. Yani hoşuna gitsin gitmesin bu annelik işinde kıdem var ve senden bir ay önce doğuran bile senden çok şey biliyor.

Bana bir şey sorulmadan tavsiye vermeyi pek sevmem. Bu yazı da bir tavsiye yazısı değil. Zaten benim vereceğim tavsiyeyi de kimse beğenmez. Mesela ben 28 ay emzirdim, allahın her günü baş ağrısı yüzünden ağrı kesici içtim. Şimdi bir fb grubunda (ya tahmin edin hangi grup bu) “ilaç içemiyorum ben ne yapıcam anneler?” diyen birini görünce mal mal bakıyorum. Bana sorsa, “ya koy götüne kanka, ölecek misin ağrıdan, bari bi parol iç” derim. Çünkü ben yoğun baş ağrısı çektim ve içmesem ölürdüm. Patır patır majezik içtim. Olmadı sağarsın, farz et ki içki içtin.

Mesela bana kalsa, evde yoğurt yapmayın, yani neden kendinizi yoruyorsunuz anlamıyorum. Ben bikaç ay yaptım, aman bu ne be dedim bıraktım. Hayır neden bu ekstra çaba yani? Yoğurt yoğurttur? Neymiş, prebiyotik katıyomuş. Arkadaş o bok her şeye katılabiliyor. Tekli paketleri var, kat eker yoğurda bas gerekirse. Neymiş, agave şuruplu bilmemne keki yapacakmış. Agave şurubu nerede satılır öğrenmek için mail gruplarda harcanan zamanı emin ol daha iyi bir işe harcarsın. Bunun madalyası da yok, feedback’i herhalde “ay ne kadar özenli bir anne” imajı olmalı.

Begül’ün ilk ek gıda zamanlarında Zeynep’e bir şeyler için yakınmıştım, çorba mı yapamıyodum, köfte mi yediremiyodum artık ne ise; ve şey dediğini hatırlıyorum: “Ya ilk çocukta böyle özenli oluyorsun da, ikincide bamyanın suyuna ekmeği batırıp tıkacaksın ağzına daha altı aylıkken.”  Hakikaten ne kasmışım ama! Ben o idealizm kafasından hızlı çıktım. Ha mesela şey var, “Çocuk yemek yemiyor” Yemesin? Benim çocuk belki bi senedir yemiyor, bi ayakkabıyı 3 ay zor giyiyor maaşallah, bırak yani yemesin. Çocuk yemekle büyümüyor ki, uykuyla büyüyor. Şunlar da var: “Sütüm az”, “Kolik, hep ağlıyor”, “Gündüz az uyuyor”. Ya boş versene, sen bunlara mı stres oluyorsun? Boş versene ya. O kolik dediğin şeyin literatürde varlığı bile şüpheli. Sardın mı hiç kundağa? Sar bakalım bi, iki hoppala yap kucakta, bak ağlıyor mu gene öyle anlamsızca. Yok ama; sen anne olduğunu en iyi bu tabirlerle hissediyorsun. “Kolik”, “Uyumuyor”, “White Noise cd’si aldık”, “Asla mama vermem”, “Pınar Hanım’dan başka yerden alışveriş etmem”, “NE? MUHALLEBİ Mİ DEDİN SEN, OMG WTF?!!” (Yan odadan katran ve tüy getiriyor) etc. etc.

Şimdi bu çok zor durumlar var ya, yemek yememiş, emmemiş, çok emiyormuş, memeden inmiyormuş, hep ağlıyormuş falan, onları ilerde çok özleyeceksin.

Dünyanın en acı veren şeylerinden biri mastit, sen bir sabah kalkıp çocuk sana “Günaydın” dediğinde birden o bitse de gitsem dediğin emzirmeyi özleyeceksin. Memelerim şişsin patlasın be diyeceksin. Çok emiyor, göğsüne yapışık yaşıyor ya, bir gün parkta üç saat hiç yanına yanaşmadığında o yapışıklığı özleyeceksin. O çok yakındığın, seni annelik katında gerçek bir anne yaptığını varsaydığın uykusuz anneliği özleyeceksin mesela.

Hani o terrible two var ya, iki yaş sendromu. Çocuk üç olduğunda sen o iki yaş sendromunu özleyeceksin. 3M Migros’ta en az 10 dakikadır nefesi kesilircesine sebepsiz yere ağlayan çocuğuna, 45 kişinin ortasında “eeeh sikerler” diyip arkanı dönerek yürürken, keşke iki dakikalık bi sinir krizi geçirseydi diyeceksin. Bunun bir de dört yaşı var diye düşüneceksin. Terrible two, frightening three, horrible four falan derken “ALLAH PEYGAMBER AŞKINA HANİ NERDE LAN BU WONDERFUL AGES?” diyeceksin. Bu çocuk o eşsiz karakterini oturtmaya, şu dünyada bir yeri olduğunu idrak etmeye çalışırken, yemin ediyorum her ay yeni bir huy ve karakter sergileyecek, sen de kendini, daha doğmadan “doktor olsun”, “avukat olsun”, “reis-i cumhur olsun” diye hayaller biçtiğin organizmayı tanımaya çalışırken, “Ne için girdim ben bu çocuk işlerine, kim için girdim öhü öhü” diye ağlarken bulacaksın.

O evine sokmadığın şeker çikolata var ya, onun en kötüsünü, en modifiye şuruplusunu kendi ellerinle vereceksin evladına yeri gelince. Götüreceksin bi doğum günü partisine, o kakaolu ıslak keki sırf diğer tüm çocuklar da yediği için, iki eliyle ve saçlarına sürerek yerken, cam rendeyle rendelediğin avokadoyu kaşıkla yedirdiğin, yüzünü bile ekşitmediği günler gelecek aklına.

O doğup da memenden inmeyen çocuğun büyüdükçe kaybolan masumiyetine şahit oldukça, o çok şey bilip her şeyi mükemmel yapmaya çalıştığın günleri çok özleyeceksin. “Amma kasmışım be ne salakmışım” diyeceksin, her şeyin istediği gibi olacağını sandığın naifliğinle dalga geçeceksin. Beş saatimi aptal organik kekler yapmaya harcamasaydım da, koynumda uyutsaydım diyeceksin.

Parkta eşşek kadar çocuklar seninkini itelediğinde, eve dönmek için bir saat dil döktüğünde, kaydırağa tersten çıkıp, arkasındaki çocuğu acımadan ittiğinde, ya da o seninkini ittiğinde, aynı parkta salıncakta yarım  saat yavaş yavaş sallanmakla yetindiği günler gelecek aklına. Çocuğa kötü örnek olmamak için o arsız bebenin anasına gık diyemediğinde de için epey yanacak.

O çok hevesle 2 yaşında bıraktırdığın, masrafından ve değiştirmesinden çok sıkıldığın bez var ya, 10 dakikada bir “anne çişiiim”, “anne kakaaam”, “anne bittiiii” bağırtısını duydukça, sokakta altına yaptıkça, çarşaf yıkadıkça, nasıl da gözüne güzel görünecek bilsen. Mekonyuma falan hasret kalacaksın.

Banyoya sokacaksın yıkamak için, ya sokamayacaksın, ya sokunca ciyak ciyak ağlayacak, ya çıkmamak için ciyak ciyak bağıracak, öyle ki banyo zamanından korkacaksın; o içine yatırıp fışfışfış diye süngerle sakin sakin yıkadığın dandik plastik küveti anacaksın hüzünle.

Bir başka çocukla kavga etmeden yarım saat oynayabildiğini gördüğünde, sosyalleşme diye bir iddiası olmayan,  titreşimli ana kucağı gelecek gözünün önüne. Bütün gün agu bugu diye sadece seninle, primitif de olsa düzgün bir iletişim kurduğu günleri hatırlamak için, oturup gözlerin dolarak çektiğin bebeklik videolarını izleyeceksin.

Gelecek bir soru soracak mesela sana, havuz problemi solda sıfır kalacak, hiçbir kitap yazmıyor olacak cevabını, fb gruplarında fikir de alamayacaksın, işte asıl o gün çok acemi hissedeceksin kendini. Ve bunu kendinden gizleyemeyeceksin. (Benim soruları hep Zeynep cevaplıyor mesela).

Karşına her gün on ayrı pedagojik kaos çıktığında, aslında yeni annelikte hiç sorun olmadığını göreceksin, ne yemesi, ne memesi, ne uykusu dertmiş diyeceksin. Kendi eserin olan bir organizmayla iletişim öyle bir kopacak ki bazen, hayatında başına gelen en kötü şey o olacak, sanki uzatmaları oynadığın sevgilinle hiçbir çıkış yolu göremiyormuş gibi hissedeceksin, öyle çaresiz hissedeceksin ki kendini, o -aslında- dertsiz günleri çok özleyeceksin. Ek gıdanın, altıncı hastalığın, uyku eğitiminin kralı gelsin be kardeşim diyeceksin. Ve o başarısızlık ve yetersizlik hissini gizleyemeyeceksin bile.

Sen her ne kadar öyleymiş gibi davransan da, Superman değilsin, herkes bunu biliyor. Kim sana “mükemmel olmalısın” diye baskı yaptı diye bir sorgula. O yüzden kasma. Çünkü o günler geri gelmeyecek. Gene çok bil sen her şeyi, gene kolik yüzünden ağlıyor olsun senin çocuk ama elinden geldiğince yeni anne olmanın ve süt kokusunun keyfine var. Meme emmediği için mama içerek hayatı kaymış bir tane bile çocuk yok bu dünyada. Kimse kimseye “çocuğu bahçede kulübede besle” demiyor ama günden güne boku çıkıyor artık yeni anneliğin. Her şeyi idealize ederek “ben zaten çok iyiyim bu işlerde” rolü oynarken, yaşamayı unutuyorsun o detaylar yüzünden.

Bırak başkaları mükemmel anne olsun sen normal ol ama senin aklın yerinde kalsın, sen de insansın.

71 Comments

  1. Çok tatlısın yaa, yine bir solukta okudum 🙂 Yeni annelik olayları beni de çoğu zaman güldürüyor, insanlar çocuk yetiştiricem diye suyunu çıkarıyorlar işin. Öyle kişiler yok neyse ki çevremde 🙂 Bence karşılıklı sevgi dolu bir ilişki olsun yeter, ilerde birlikte mutlu olduğunuz anları hatırlayacak sadece, yedirdiğin yemekleri değil 🙂 Öperim ikinizi de.

  2. hahah merhaba ben ikinci çocuğunda bamyaya ekmeği banan, tarhana çorbasını tıkalayan anne! Uzun zamandır blog okuma işini bıraktımdı güzel geldi yazdıklarını okumak.

  3. 50 günlük anneyim şu yazılanları ve benzerlerini okuya okuya nasıl beynime işlediysem bebeğimin her anından acaip keyif alıyorum. Lohusa depresyonunu da yaşamadığım için ne kadar şükretsem az.. İnşallah ileriki yaşları da aynı keyifle geçer

  4. “where are the wonderful ages”da bayağı bir kahkaha attım 🙂 44 yaşıma kadar anama çektirdiklerimi düşünürsem, “i guess there are none!”
    Ben bir de şu yeni moda “çocuğum beni seçtiğin için teşekkür ederim” olayına gıcığım. Yani katil ana baba, döven ana babayı da isteyerek seçen çocuk olduğunu mu ima ediyoruz? Yoksa onlar sona mı kalmış.. Rica etsem bi sonraki yazıda şu konuya da bir el atsan 🙂

    • definitely there are none!
      cocuklar mi ana babasini seciyormus 🙂 o zaman benim cocuk epey kendini bilmez olmali.
      bu konuya da el atacagim. herkes gercekleri bilsin 😀

      • Çocuğunun doğumgününde post edeceksin facebook’a… “iyi ki doğdun kızım/oğlum iyi ki beni seçip beni anne yaptın” veya “beni seçtiğin için teşekkür ederim kızım/oğlum” Hiç modayı takip etmiyorsun hiiiç 🙂

        • valla bir bucuk seneye yakindir ilgilenmiyordum blogla, pek bir sey yazamiyordum. haliyle butun trendlerden de uzak kaldim. ama gozum ustlerinde artik hehehhe

  5. 4 aylık anneyim ilk defa okudum blogunuzu aslında düşüne düşüne bulduğum tüm doğruları bir çırpıda anlatmışsınız teşekkür ederim. Çalışmaya yeni döndüm.Benim sıkıntım oğlumu babaannesine bırakıyor olmamla alakalı sanki onun için doğurup bırakmışım gibi davranıyor.Çocuğum doğana kadar melek gibi olan kayın validem adeta bildiğini okur birine dönüştü.Dolayısıyla ne idealistlik kaldı ne yeni annelik benimki postpartum depresyonu da geçti.İnsan kocasını kıskanır annesinden, ben oğlumu kıskanıyorum babaannesinden:) Çalışan ve çalışmayı seven biri olarak yaşadığım vicdan azabı da cabası.Klasik yöntemlerden tiksinir hale geldim sayesinde 😀 Yazı için teşekkürler. sevgiyle

    • cok zor bence. allah sabir versin. ama cok takmayin. herkes ayni seyleri yasiyor. benim olayim herkesin yasayip da itiraf edemedigi seyleri hatirlatmak zaten. kendinizi yalniz hissetmeyin hic 🙂
      isteyen bildigini okusun, o cocuk sizin. period.

  6. Gülce says

    Selam,
    Daha bir saat geçmedi ki hamileliğimle alakalı bişey paylaştım facebookta.
    Sonra sizi nerden buldum nasıl buldum bilmiyorum ama açtım okumaya başladım.
    Gelecekte ki düşüncelerimi şimdiden bana anlattığınız için teşekkür ederim hem de çok!

    pek tatlısınız 🙂

    • eksik olmayın siz tatlısınız 🙂 blogging sayesinde ne dostluklar arkadaşlıklar kuruldu senelerdir. hiçbirinizin hakkını veremem.

  7. Kitkat’ı 10’lu paket alınca 2 tane bedavaya geliyor (yersen), çok sevinçli bişe bu (yediler).
    Sonra kalan 1’i 3’e bölüyoruz ısıra ısıra.
    Kalemine sağlık.

    • işte bu. oreo alip tiksindiğim halde 9/10’unu kendim hizla yiyorum ki bebe fazla yiyemesin.
      hep bekleriz ipek hanim 🙂

  8. harika tespitler.. bamya ve ıspanağa ekmek banıp yedirince büyüklerden “aaa küçücük çocuğu ne hale getirdin” diye eleştirilen anneyim.. ohh çok iyi yapıyorum.. görüşlerinizle desteklendiğimiz bilmek çok iyi geldi.. kaleminize sağlık..

  9. Burcu says

    Tam da aglama krizine giren kızımı uyutmaya calisirken gördüm yazıyı. Hemde emmedigi için üzülüyordum.kahroldugum gunler geldi aklima Ilac gibi geldi yazi.

  10. selin says

    23 aylık bebenin annesiyim ve yazıyı keşke ilk doğum yaptığım zaman okuyabilseydim 🙂 yine de geç kalmış sayılmam değil mi 🙂 Her bir satırına bayıldım, bayıldım…. Harika bir yazı, ellerinize sağlık.

  11. Tolga says

    Ben de, Selin’in 23 aylık bebesinin babasıyım. Ev yoğurdu, kefiri, herşeyin organiği olsun; içme sularıyla yıkansın; havası her daim ne sıcak ne soğuk, nemi yüzde 45 olsun; aman çok ağlamasın, ağlarsa kusmasın, kusarsa daha çok ağlamasın; sandalyeye tırmanmasın; kedinin baldırını kuyruğunu sıkmasın; telefon tablet kurcalamasın, yutup’tan aptal kinder süpriz yumurta vidyolarını izlemesin; gece tek yatmasın, koynumuzda yatsın… Çok akıcı, okutan ve “ehe biz de yaptık bu angutlukları, hala da yapıyoruz” dedirten bir yazı olmuş, elinize, aklınıza sağlık. Ama anne babalık böyle işte, deneyimli/kıdemli olanlar ne söylese boş, o angutlukları yapmadan anne baba olunamıyor. Daha ötesi, örneğin caaaanım kereviz çorbası yenmediğinde “yeme ulan, bakkal maması yersin artık, bir daha vidyo yok sana” diyip, akşam en organiğinden, en zahmetlisinden ve yemeyeceğini bilip ama yiyeceğini umarak yine mutlu mutlu yemek yapıyor o acemi anneler… Sevgiler…

    • estafurullah, angutluk demedim. bunlar benim bizzat yasadigim seyler aslinda. zaten acemi anneligin hic bitmedigini anlatmaya calistim. sadece bu kadar, bircogu luzumsuz sayilabilecek detaylara kasarken bir seyleri kaciriyor olabilecegimizi anlatmaya calistim.
      size de cok sevgiler, blogda baba gormek guzel. her zaman bekleriz ailece 🙂

  12. walkangel says

    okudugum en suursuzca yazı.nasıl bır gaılesızlık ve becerıksızlıgın ortulme cabası.yazı dılı berbat ,basit,bayagı.

    • cok gecmis olsun, cok etkilenmissiniz belli ki. doktor gerekirse haberim olsun, var arkadaslarimiz. İzmir’e sevgiler 😉

  13. Aslı altıntaş says

    Merhabalar,
    Bu kadar uzun bi yazıyı gece 1’de 3 kez arka arkaya okudum gözlerim dolu dolu. 3 aylık anneyim ve yazdıklarınızın aynısıyım.. Çok güzel yazmışsınız, ağzınıza kaleminize sağlık. okuyunca içim bi oh dedi kendimi iyi hissettim. Doğum yaptığımdan beri sürekli bişeyleri yanlış ve eksik yapıyorum diye düşünmekten ve inatla kimseyi dinlememekten kendimi alamıyordum. Bu kadar kasmaya ne gerek var di mi yok işte manyaklık İyi ki varsınız.

  14. merve g. says

    postpartum depresyonun en dibi neredeyse oraya kadar gidip de sonunda üç buçuk yaşa ulaşmış bir anne olarak kelimesi kelimesine kendim mi yazdım acaba diyerek okuduğum bir post. kendimle en azından bu benim derin kız’ı fanus içinde büyütmediğim, yere düşen emziklere , damacana sulara, hazır yoğurtlara hayır demediğim için gurur duyuyorum. ama arkadaş büyüdükçe dertlerin de büyümesi, bir pre- ergenle başbaşa kalmak! bu ne zor bir halmiş!
    şimdilerde bir de küçük hanımın post- devorced sendromu ile başetmeye çalışıyoruz.
    bir sn yaa! o sendrom bana ait olmalıydı aslında!
    selamlar 🙂

    • allah sabir versin. ben de hijyene pek dikkat etmedim cunku hijyene ne kadar takik olunursa ilerde alerji gelistirme ihtimali de yukseliyor diyor arastirmalar. bence siz de iyi yapmissiniz. damacana suya da mi hayir diyolarmis ama onu bilmiyodum. ay ne iciriyolarmis?
      bosanma sendromunuzda da kolayliklar. ben her zaman buradayim.

      • merve g. says

        yalnızca alerji gelişim için de değil bağışıklık sistemi için de çok önemli.. damacanadan vermeyip bebeğine kaynatılıp soğutulmuş su içiren anneler miniğimiz 6. aydan sonra balkon giderindeki suyu içmeye başlayınca gelen hastalıklarla başedemez hale geliyorlar.
        onun iyiliği için denilerek özgüvenle verilen kararlar, babasının yanındayken alınan bir oyuncak robot için annesini en az iki kez arayarak sevincini hediyesini anlatmaya çalışması, pek çok çocuğun yaşadığı en doğal lüks olan bir oyuncağın sevincini aynı anda hem annesi hem babası ile paylaşamıyor olması ile yerini kalp sızısına bırakıyor maalesef. yaşıyor ve alışıyoruz. teşekkür ederim bu arada..

  15. Aysen says

    2 aylık anneyim, 3. kez yazınızı okudum, bu sefer kocama salya sümük, boğazım düğüm düğüm ağlayarak, tam da çok daraldığım bi günde. Endişeden tadını çıkaramıyorum bebeğimin yok kucağa mı alıştı, yok sütüm mü az bugün … Vs diye diye en güzel zamanların itinayla içine ettiğimi anladım okuyunca. yazınızı print edip buzdolabına asıcam tokat olsun diye arada

  16. Selcen says

    Herkes her seyi yazmis, bana kalmamis. Ama ben de diycem banne, icimde kalmasin; nefis olmus.

  17. yeşim says

    harika yazmışsınız..çok güldüm..”eee sikerler”” bölümünde kahkaha attım..süper süper..
    tüm anneler okumalı..
    bizim annelerimiz bu kadar kasamamış bize noluyo yaa?..hep bi sidik yarışı..
    2,5 ay emzirebildim sadece diye depresyona girdim ben de..
    keşke bu yazıyı o zaman okuyabilseydim..oğlan 3 oldu..şimdi eski videoları resimleri açıp ağlıyorum..keşke daha çok öpseymişim koklasaymışım diye..:(

  18. Ağzınıza sağlık mı diyeyim, elinize kolunuza sağlık mı bilemedim. 8 aylık anneyim. 3 ay süren depresyondan sonra anneliğin keyfine varmaya başladım. Ben de yoğurt, peynir yapanlardanım☺️ Ama kızım benden azimli. Bu damak zevkiyle artık bakkal amcanın peynirini, yoğurdunu yiyecek gibi görünüyor.

    Sevgiler

  19. buket says

    süper tespitler . 2 aylık oğlum var. tam da bu kendini mükemmel sanan anne moduna girmiştim. çok pis yakalanmış hissine kapıldım. hahah kendime güldüm valla. artık mükemmeli yakalamaya çalışan anne olmaktan çıkıp bebişin kusmuk kokularıyla hayallere dalsam süper olacak sanırım. sevgiler

  20. Yagmur says

    “Ne muhallebi mi dedin sen? Wtf! Yan odadan katran tuy etc etc” bu kismi 3 defa okuyup gozlerim yasarana kadar guldum. Kidemli anneler tarafindan hep “hmm ben o kadar rahat olamadim iste” diye eziklenen(!) biri olarak bunlari okumak bana harika geldi! Bu yaziyi gecen ay okumustum ama simdi yine okuyunca yorum yapasim geldi. Tespitlerinize, anlatiminiza, vaktinize saglik. Sevgiler.

  21. berna says

    kızım perşembe 4 yaşına giriyor, oğlum 18 aylık. yazını ağlayarak okudum. çok güzel çok

  22. appleofmyeye says

    ya nasıl güzel bi yazı olmuş… 15 aylık bir bebe anası olarak ba-yıl-dım. En çok vurulduğum kısmı ise” özleyeceksin” oldu. Gerçekten öyle üzülüyorum ki yeni doğum yaptığım zamanlardaki hallerime çaresizliğime saatlerce internetten bişeyler okuyarak bebemi büyütmeye çalışmama… keşke çekseydim içime doya doya kokusunu kazısaydım beynime kucağımdaki sıcaklığını…ah keşke etrafımda bilen öğreten insanlar olsaydı…

  23. gamze says

    “muhallebi mi? WTF?” kisminda sesli guldum. hepsini bir solukta okudum, cunku bayagidir benim de kafamda birebir bu sekilde dolasan konular. asla yanimda yatirmam, ayyy hala mi senle yatiyor diye bidibidi konusurken bebegim besin alerjisi olup da gece gunduz agladiginda yorgunluktan bayilmamak icin tek care birlikte uyumak olunca insan anliyor neyin ne oldugunu.
    guldururken dusundurdugun icin tesekkurler tekrardan 🙂

  24. Tuğçe says

    Muuhteseem bir yazı! 3 aylik bebeğim var ve kimseyi dinlemiyorum sadece kendi kalbim. Kucağımda uyutuyorum doyasıya saatlerce emziriyorum çok şükür.ağladiginda sessizce gözlerine bakarak konuşuyorum onunla..ne kolik oldu ne de bilmem ne 🙂 kucağıma alışsın istiyorum özellikle anne diye deli olsun.çünkü ben ona deli oluyorum. Gerçekten muhteşem yazmışsınız. Şu yeni annelerden olmadım olmayacağım. Gelsin kelle paça çorbaları tavuksuyu corbalari

    • Alissin valla anne delisi olsun. Ileride kus gibi kanatlanip uctuklarinda o delilik sayesinde cok buyuk bir bag olacak.

      • Tuğçe says

        Kesinlikle öyle.zaman o kadar hızlı aliyo ki mükemmel anne olmaktansa sevgi dolu bağlı anne olmayı tercih ederim inşallah da öyle büyür kizim❤ sevgiler emeğinize sağlık tekrar

  25. 5,5 aylık oldu artık yatağına alışsın diye iki gecedir başına kurduğum kameraya yapışıp uyuttuğum kızımı, yazıyı iki kere okuyup koşa koşa yatağından alıp yanıma yatırdım, ohhh beee dünya varmış

    • Ay ben bes senedir yanimda yatiriyorum. Hatta o benim yanimda yatmiyor, ben onun cocuk yataginda yatiyorum ama onun sicakligi ve gece uyanip opmesi her tur bel agrisina deger. (Nihayet bes yasinda arada bir opmeye basladi.) Cok sevin, cocuklarimizin bagimliliga degil ama sevgiye cok ihtiyaci var. hepimizin sevgiye ihtiyaci var ve anne cocuk sevgisi hicbir seye benzemiyor. Bir gun ben artik yalniz uyumak istiyorum diyecek zaten 🙂
      Sevgiler.

  26. selin says

    yazi super elinize saglik! pek guzel yazmissiniz ama cidden insan tecrube etmeden olmuyo bazi seyler. yine de bunlari okumak ferahlatici, fildisi kulelerden degil de gercek hayattan annelerin tecrubelerini gormek insana bi rahatlik veriyor. 5 aylik bebe annesiyim ben de, bu manyakca pompalanan ultra super analik pozlari yuzunden bir muddet (belki de hala) yerlerde surundugum dogrudur. ilk basta sut gelmedi, verdik tabii mamayi ama nasil agladim, nasil kendimi parcaladim belli degil. hurmalar, caylar, otlar, sutler, pompalar pompalar… ama yok yani olmadi. beni her goren Allahin kulu sut var mi diye sormasa belki daha rahat atlatacaktim ama iste hakinda ayet var galiba, herkes sordu. zaten dengem kaymis, ama kimsenin salladigi yok, cunku fiziksel olarak iyi durumdayim, bebek de iyi, ee yani Allahtan belami
    mi istiyorum di mi? iste boyle diye diye basta pek sevgili annem olmak uzere es dost akraba komsu daha da psikopat ettiler beni. yok sut olmadigi halde memeye alistirmisim, kopek memesi miymis bu (bir wtf da benden gelsin) yok kucaga alistirmisim, bebe dedigini karni doyunca birakirmissin kucakta durur muymus hic (telekineziyle havada mi tutacam yavrumu, napicam yani?)…el kadar bebeyi aglata aglata kendimden ayirdim, saati gelmedi diye mama vermedim. niye? cunku ustun alman disiplini, cunku annelik denilen ulviiiii yucee mak’am akilli uslu bebekler yetistirebilirsen ulasilabilen bir yer. hah ben o aklima tukureyim. 40 gunden sonra azicik akillandim ama iste saadetimiz cok surmedi, 3 aylik birakip ise basladim. yukarida babaanneden sikayetci olan bi arkadas vardi, uzulmesin, insanin kendi annesi de ayni seyleri, bazen daha beterini yapiyor. dahasi kayinvalidem olsa bacagindan ayirabilecekken kendi annem kirilmasin, eziklenmesin diye yutup oturuyorum ama Allah da sabrini veriyo (galiba? ama saclarimin buyuk bi kismiyla tiroid bezimin birazini kaybettim bu sirada, o ayri). Simdi de nefes almadan calistigim
    isimden haldir haldir eve gelip, bebemin fiziksel ve zihinsel gelisimine yararli aktiviteleri yaptiktan sonra guvenli baglanmasina halel getirmeden oporganik corbalar, avakadolu bilmemneli hand mushed ( yoksa siz cam rende mi kullaniyorsunuz?) pureler, her ogun taze mayalanan yogurtlar, kendime saglikli yemekler (o dogum kilolari gidecek denilmediyse suratiniza bu memlekette yasamiyorsunuzdur) falan yapmaya calisip hic birini beceremiyorum. Yazdiklarimdan anlayacaginiz gibi bende devreler yanik, son olarak marketten organik yogurt alip yedirince vicdan azabi bi nebze olsun azaliyor sanki diyor huzurunuzdan cekiliyorum.

      • selin says

        sebzeyi meyveyi oyle sorumsuz anneler gibi oraya buraya surtmuyoruz, beynimizin geri kalaniyla birlikte elimizle minnos minnos eziyoruz, vitaminini mineralini yok etmiyoruz, yoksa maazallah bebisimiz beslenemez falan (sonra yeni anne niye depresyonda?)

    • Bu arada bazen ben de pinarin organik yogurtlarindan aliyorum. Yumurtayi hep organik aliyorum, tavugu bildigimiz boklu tavuktan aliyorum. Sutu gunluk aliyorum. Fakat gelip gene hazir yogurt, oo tavuk falan diyenler oluyor. Hic anlamamislar yazinin temasini saskinim.

  27. Cigdem says

    Iyi gunler ben 10 aylik anneyim.hamileligim zor gecti. Ustune dogumdan sonraki ilk haftalarda bir depresyon atlattim. Simdi ise ogunlerim oyle gectigi icin cok pismanim.hala emziriyorum.ve cok guzel bir duygu.ama sanki bebegimin ilk aylarini kacirmisim gibi hissediyorum.hatirlayamiyorum.normal mi bu. Cunki bebegimi cok seviyorum ama ilk zamanlar alisamadim.sorunlu bi bebek degildi.hala degil ama hastalandiginda ya da huysuzlandiginda kendimi cok mutsuz bitkin hissediyorum.sanki gucum tukeniyo.ona bakamicakmis gibi hissediyorum.bu dusunceler yuzunden onunla eglenmenin tadina varamiyorum. Sizce normal mi bu durum.kendimi nasil motive edebilirim.

    • Konunun uzmani olmamakla beraber bunun size ozel bir durum oldugunu sanmiyorum. Ben ilk alti aya dair hicbir kare hatirlamiyorum. Eminim bizim gibi cok insan vardir. Sevgiler.

    • Ha bir de bir psikologdan kesinlikle destek almalisiniz. Emin olun en ufak derdi tasasi olmayan insanlar bile terapi goruyor. Mutlaka bir psikologa gorunun. Tekrar sevgiler.

  28. Vesile says

    38 aylık anneyim, markette eee …’ler, sendromunun yaşandığı dönem gerçekten O yüzden Oray’a koptum. Yazıdaki nerdeyse bahsedilen herşeyi yaptım ☺️ Organik yoğurdu yeni bıraktım, çikolatayla 2 yaşından sonra tanıştırdım. Uyku saatleri, düzeni her şeyi planlı programlıydı. Ama şimdi ne oldursa her şey değişti ve hiç bir düzen, program kalmadı ☺️☺️ 2. Çocuğum olursa çok daha rahat olurum dediğim bir çok konu var, yazınıza tam da bu yüzden bayıldım. O pusetinde gülümseyerek oturan henüz pazarlık yapmayı bilmeyen bebeklik hallerini özlüyorum evet hem de çok

  29. Gizem satar says

    Ben henüz anne değilim henüz anne adayı bile değilim. Amaa yazınızı çok duygulu buldum bu kadar içten bu kadar samimi olmanız ne hoş.Esen kalın 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *