All posts tagged: psikoloji

İnsan Olduğum İçin

Kırıkkale’de yatılı bir okulda aşçılık yapan Sinan Türkoğlu, bir süre önce kaçtığı nişanlısının yanından eve dönen 17 yaşındaki kızı Beyza ile tartıştı. 17 yaşındaki kızın neden nişanlısı var bilemiyoruz. Baba Türkoğlu, mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla kızını, karısı da yanlarındayken sekiz yerinden bıçakladı. Beyza ölmeyince bir leğene su doldurdu, boğarak öldürdü. Sonra polisi aradı, “Kızımı öldürdüm, gelin beni teslim alın” dedi. Gözaltına alındıktan sonra sorgulanıp adliyeye sevk edildi, muhabirlerin “Kızınızı neden öldürdünüz?” sorusuna sessiz kaldı. Ama daha sonra öğrenildi ki, ifadesinde Şöyle demişti: “Namusum için öldürdüm, bir anlık kızgınlığıma geldi, pişmanım.” Tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Sinan Türkoğlu’nun liseye giden bir kızı daha var. Basit bir hesapla, sülalesini hesaba katmazsak; büyük kızını öldürdü, küçük kızı, karısı, büyük kızının nişanlısı ve kendisi olmak üzere en az dört kişinin de hayatını yaşarken bitirdi. Ben psikiyatr ya da psikolog değilim ve beni ciddiye almasanız iyi olur ama çevresinde sessiz ve sevilen biri olduğu söylenen Sinan Türkoğlu’nun birincil sorununun ne cehalet, ne öfke ne de muhafazakarlık olduğunu düşünmüyorum. Bu adamın asıl başaramadığı şey, birine önce, o kişi bir insan olduğu için değer …

O Aslında Sensin

Yaz ortasıydı. Zoi‘nin terasında oturmuş konuşuyorduk. Çocuklara ayırdığımız zamandan, kendimize ayıramadığımız zamandan, benim Begül’ü ısrarla kreşe vermememden dolayı Stockholm sendromuna dönüşen anne-kız ilişkimizden, yorgunluktan falan bahsediyorduk. Yakınma konseptli bir konuşma değildi açıkçası, bilakis. Her şeyi çocuklarla yapabilmekten ve bundan içimizden bile şikayetçi olmamaktan falan bahsediyorduk. İki arkadaşın dertleşmesi kategorisindeki derin bir sohbet olduğu için tam detayını vermek istememekle beraber (bizim de hatırı sayılır bir gıybet kapasitemiz var elbette)  Zoi beynimde o günden beri Begül’e her baktığımda yankılanan bir şey söyledi bana: “O aslında sensin”.  Buradan sonrasını Zoi’den dinleyelim: “Doktora çocukla ilgilenmekten hiç bir şey yapamadığımı, ne yapmaya kalksam elime, ayağıma dolandığı için yapmak istediklerimi erteleyerek gün geçtikçe daha mutsuz ve tahammülsüz hale geldiğimi söyledim. Örnek vermemi istedi. Örnekleri saymaya başlarsam ikimiz de bu odada yaşlanıp ölürüz demek geçti içimden. Günlük ihtiyaçlardan tut sosyal hayata, iş ve özel hayattan tut hobilere, yalnız ve sessiz bir ortam ihtiyacından arkadaşlarımla çılgınca eğleneceğim akşamlara kadar ne varsa sayıp döktüm. Karşısında durmadan yakınan, mağdur, ağlamaklı, çaresiz bir kadını dinlerken nasıl böyle poker face durabiliyordu bu adam? “Bana mı sordunuz doğururken” …

Annelik Yalnız Bir Yer Olabilir

    Birçok yeni anne için, annelik ilk birkaç ay ve yıl boyunca yalnız bir mertebedir. Yeni bir çalışma, çeşitli şekillerdeki sosyal desteğin, annelerin negative hislerini sona erdirmek için kaçınımaz olduğunu ortaya koyuyor. İrlanda’daki Cork Üniversitesi Hemşierlik ve Ebelik Bölümü’nde uzman eğitmenlik yapan Patricia Leahy-Warren bu konuyu  “Batı medeniyetindeki annelerin sadece yüzde 10 ila 15’i ne Postpartum Depresyonu  tanısı konulsa da, geri kalan çoğunluk da ciddi boyutta depresyon belirtileri gösteriyor” diye açıklıyor. “Postpartum Depresyon’un tanısı klinik olarak konulmasa bile, geri kalan yüzde 85-90 dilimdeki annelerin neler yaşadığını ölçecek bir sistem yok. Bununla beraber, en çok depresyona giren anneler, ilk kez çocuk sahibi olanlar.” “Anne olmak devasa bir değişim” diyor, Dallas Teksas’ta annelere destek için çalışan Klinik Psikolog Ann Dunnewold. Yeni anneler, yenidoğanın aralıksız ihtiyaçları için  kendi anatomilerinden, uykularından ve ilişkilerinden vazgeçiyor.  Ve bu yeni rollerinde onlardan sürekli mutlu ve potansiyel üstü davranmaları bekleniyor. “Mükemmel bir anne olma konusunda çok fazla baskı var ve kadınlar bunu beceremediklerini söylemeye korkuyorlar” diyor Leahy-Warren. Bunlar yetmezmiş gibi, araştırmalar geleceği belirleyen erken çocukluk deneyimlerinin de annelere doğruyu yapmak konusunda fazladan …

Sarah Key – If I Can Have A Daughter

‘”Bir kızım olursa, bana anne yerine, B Noktası diyecek, çünkü bu şekilde, ne olursa olsun en azından her zaman bana ulaşmayı başarabilir. Ve güneş sistemini avcunun içine resmedeceğim,böylece tüm evreni öğrenmiş olacak “Ah, ben bunu avcumun içi gibi bilirim.” demeden de önce. Ve bilecek ki, hayat acımadan yüzünün ortasına vuruverir, ayağa kalkmanı bekler ve bu sayede midene de bi yumruk indirebilir. Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir. Tam burada acı var yara bantları ya da şiirin iyileştiremeyeceği. Ve Süper Kahramanının gelmeyeceğini anladığı ilk anda, bilecek ki, pelerinini tek başına giymek zorunda kalmayacak. Çünkü ellerini ne kadar açarsan aç, iyileştirmek istediğin acıyı yakalamak için hiç bir zaman yeterince büyük olmayacak. Emin ol, denedim. “Ve bebeğim” diyeceğim ona, “Burnunu havada tutma öyle. Bu numarayı ben de denedim, milyonlarca kez hem de. Sadece duman kokusu almanı sağlar onu takip edersen de yanan bir eve ulaşırsın, ya yangında herşeyini kaybeden çocuğu bulup kurtarmaya çalışırsın, ya da yangını başlatan çocuğu bulup onu değiştirmeye çalışırsın.” Ama biliyorum ki hep bildiğini yapacak, bu yüzden ona hep …